Soğuğa rağmen kış aylarında gezmenin keyfi bir başka oluyor. Hele bir de fotoğrafla uğraşıyorsanız… Tatil için gittiğiniz bir şehirde kar yağmaya başladı ya da çıktığınız bir yaylada bulut denizine denk geldiniz. Her şeye rağmen anın keyfini çıkarmak (ve fotoğraflamak) yapabileceğiniz en güzel şey. Bana göre bazı şehirlere bu havalar gerçekten çok yakışıyor. Sisler altında Charles Köprüsü, karlar altında Hallstatt, yağmur altında Trafalgar Meydanı mesela… Kapadokya’da yağan kardan sonra yarım metre kar altında bir yılbaşı geçirmiş, soğuktan deklanşöre basamayacak kadar üşümüştüm. Yine de harika bir fırsattı bu… Daha sonra birkaç kez kışın gitmeme rağmen bir daha öyle bir zamana denk gelemedim maalesef.

Önceden planlarsanız çok uygun UCUZA UÇAK BİLETİ BULMA şansınız çok yüksek. O yüzden bence şimdiden kış planlarını yapmaya başlayın.

google.com, pub-5972524924788766, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Benim kış aylarındaki favori şehirlerim Paris, Viyana ve Londra… Bu kış Avrupa’nın bu muhteşem başkentlerini görmeye ne dersiniz?

AŞKIN ŞEHRİ PARİS

Paris
Paris, Louvre Müzesi

Dünyanın en güzel şehirlerinden olan Paris’in aşkın şehri olması tesadüf değil. Muhteşem mimarisi, meydanları, kafeleri, mutfak kültürü ve sanatçılara ilham veren sokaklarıyla görenleri derinden etkileyen bir şehir. 

Aynı zamanda bilimin ve sanatın şehri olan Paris’in her köşesi size bir ismi hatırlatıyor. Baudelaire, Sartre, Flaubert, Monet, Degas, Rodin, Voltaire, Foucault, Zola, Hugo, Gide, Aznavour, Piaf şehirle özdeşlemiş önemli isimlerden birkaçı. 

Dünyanın en geniş sanat koleksiyonuna sahip Louvre Müzesi başta olmak üzere sayısız sanat ve tarih müzesi size bekliyor Paris’te. Dorsay Müzesi, Centre Pompidou, Orangerie Müzesi, Paris Modern Sanat Müzesi ve Rodin Müzesi Paris’teki günlerinizi sanatla dolduracak.

Paris’in ünlü parklarından Champ de Mars’ın kestane ağaçları altında oturup Eyfel Kulesi’ni izlerken diğer bir yanda Tuileries Bahçeleri’nden geçerek bir ucundan Louvre’a diğer ucundan Zafer Takı’na kadar uzanabilirsiniz. Her mevsimi güzel Luxemburg Bahçeleri ise çiçek bahçeleri arasında günün yorgunluğunuzu atabileceğiniz en güzel yerlerden. 

Montmartre Tepesi’nden Paris manzarası

Ünlü alışveriş caddesi Champs-Élysées’e boyunca yürüdüğünüzde önce kendinizi Concorde Meydanı’nda sonra Seine Nehri kıyısında bulacaksınız. Fransız tarihinin önemli parçası olan Notre-Dame Katedrali yakın zamanda geçirdiği yangın sebebiyle ziyaret edilemiyor ama onun şehre kattığı ruhu uzaklardan hissetmek mümkün. 

google.com, pub-5972524924788766, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Şehri izleyebileceğiniz en güzel yerlerden biri de ressamların ve sanatçıların uğrak yeri olan Montmartre… Montmartre Tepesi’ndeki Sacre Coeur Bazilikası (Kutsal Kalp Bazilikası), Paris’in eşsiz manzarasını seyredebileceğiniz en güzel adres. 

MÜZİĞİN ŞEHRİ VİYANA

Viyana
Viyana – Henüz dijital fotoğraf keşfedilmemişken 🙂

İmparatorluk sarayları, ihtişamlı mimarisi, rengarenk bahçeleri ve leziz kahveleriyle ünlü Viyana sokaklarını gezerken Strauss’un Tuna Valsi tınıları size eşlik edecek. Gezdiğiniz her yerde kulağınıza çarpan klasik müzik, zengin tarihi ve kültürüyle Viyana’yı ön plana çıkartan en önemli özelliği. 

Yıllarca Habsburg Hanedanlığı’na başkentlik yapan şehrin neresinde olursanız olun zarafet ve ihtişamı hissedebiliyorsunuz. Tuna Nehri kıyısına kurulan Viyana, tam bir sanat şehri… Sadece müzikle değil bir kısmına öncülük ettiği resim mimari gibi sanat dallarıyla da ön plana çıkıyor.

Viyana’yı gezmeye Viyana’nın kalbi diyebileceğimiz St. Stephans Katedrali’nden başlayabilirsiniz. Gotik mimarinin en güzel eserlerinden olan katedralin çevresindeki sokaklar da bir o kadar güzel… Asırlık kafelerinde ünlü kahvesinin ve tatlılarının keyfini çıkartabilirsiniz. 

Viyana ile özdeşleşen yerlerden biri de Hundertwasserhaus Evi. Farklı mimarisi ile dikkat çeken evler Viyana’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri.

Şaheserlerle dolu sanat müzeleri

Belvedere Sarayı, Avrupa modernizmine kaynaklık etmiş Gustav Klimt’in eserleri başta olmak üzere orta çağdan günümüze uzanan zengin bir koleksiyona sahip. Modern sanat müzeleri olan Leopold Müzesi ve MUMOK’un yanı sıra ülkenin en büyük sanat müzesi Kunsthistorisches Müzesi de farklı dönemlere ait eşsiz eserleri bulabileceğiniz adresler. 

Hanedanlığın yazlık sarayı olarak kullanılan görkemli Schönbrunn Sarayı, şehir merkezindeki Hofburg Sarayı da şatafatıyla size etkileyecek. 

Mahler, Haydn, Mozart, Beethoven, Schubert, Strauss ve Oğlu, Brahms gibi dünyanın en tanınmış bestecileri ya Viyana doğumlu ya da burada uzun yıllar yaşamış. Viyana’ya gelmişken Opera Binası’nda konser veya gösteri izleme fırsatını kaçırmayın.

KANALLAR ŞEHRİ AMSTERDAM

Amsterdam
Amsterdam kanalları

Suyun güzellik kattığı Amsterdam, kanalları, harika evleri, sanat dolu müzeleri, daracık sokaklarıyla gezmesi en keyifli şehirlerinden biri. Küçük balıkçı köyü, şimdi bir ticaret merkezine dönüşmüş. Amsterdam sadece lale zamanı değil, 4 mevsim gezmek için ideal. 

Şehri gezmeye müzeler bölgesinden başlayabilirsiniz. Ülkenin en büyük koleksiyonuna sahip Rijks Müzesi; Van Gogh’a adanmış Van Gogh Müzesi; Picasso, Matisse ve Rotka gibi çağdaş ve modern sanatçıların eserleriyle dolu Stedelijk Müzesi; 17. yüzyılda atölye olarak kullandığı binadan dönüştürülen Rembrandt Müzesi hayran kalacağınız müzelerden. II. Dünya Savaşı sırasında tuttuğu günlüklerden esinlenerek hazırlanan Anne Frank Evi’ni de mutlaka görmelisiniz.

Kraliyet Sarayı ve Ulusal Anıt’ın yer aldığı Dam Meydanı şehrin kalbi sayılır. Bir zamanlar yalnız kadınların yaşadığı Begijnhof sakinliği ve muhteşem evleriyle ruhunuza iyi gelecek. 

Şehrin tanımanın yolu pazarlar

Amsterdam
Amsterdam

Kuzey şıklığını ve inceliğini yansıtan sokaklar, sanat galerileri, antikacılar, tasarım atölyeleriyle dolu. Kartpostal güzelliğindeki Jordaan, Amsterdam’ın en özgün sokaklarını barındırıyor. Şehrin en sevilen pazarı Albert Cuypmarkt’ta, çiçekten waffle’a, peynirden hediyelik eşyaya kadar birçok şeyi bulabiliyorsunuz. Çiçek sevenlerse Amsterdam’ın en renkli köşesi, kanal boyundaki çiçek dükkanlarıyla ünlü Bloemenmarkt’a bayılacak. 

Yıllar önce halkın oluşturduğu komite tarafından inşa edilen Vondelpark, Amstel Nehri kıyısındaki Amstelpark şehrin yeşil alanları. Aralık ayında gidiyorsanız Işık Festivali’ni kaçırmayın. 

ÇİKOLATA KOKAN ŞEHİR BRÜKSEL

Brüksel
Brüksel, Grand Place

Dünyanın en güzel meydanı, görkemli pasajları, lezzetli çikolatasıyla ünlü Brüksel, şaşırtan güzelliği sahip. Avrupa Birliği’nin ve NATO’nun merkezi olması Brüksel’in çok kültürlü yapısını güçlendirmiş. Özenle tasarlanmış sokaklarını, sanat dolu müzelerini gezerken çikolata ve waffle kokuları da eşlik ediyor size bu şehirde.

Dünyanın en güzel meydanı olarak nitelenen Grand Place, birbirinden muhteşem binalarla çevrelenmiş. Bir zamanlar ticaretin merkezi olan meydan, 17. yüzyılda Fransız bombardımanıyla yıkıldıktan sonra aslına uygun olarak tekrar inşa edilir. UNESCO Kültür Mirası Listesi’nde olan meydan, her iki yılda bir ağustos ayında milyonlarca çiçeğin oluşturduğu bir tasarımla kaplanıyor.  Şehrin sembollerinden Manneken Pis (İşeyen Çocuk Heykeli) de meydana çok yakın. 

google.com, pub-5972524924788766, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Büyüklü küçüklü 150 müze

Brüksel
Brüksel, St. Michael & St. Gudula Katedrali’nin vitraylarından

Ruben, Magritte, Brueghel gibi sanatçılara ev sahipliği yapan Kent Müzesi, Art Nouveau’nün temsilcisi Victor Horta’ya adanmış Horta Müzesi; Tintin ve Şirinler’in orijinal çizimlerini görebileceğiniz Karikatür Müzesi; dantelin gelişim hikayesiyle Dantel Müzesi, Brüksel’in 150’nin üzerindeki müzesinden sadece birkaçı.

Belçika’nın özgürlüğüne kavuşmasının 50. yılı anısına yapılan Cinquantenaire Parkı, Kraliyet Silah ve Askeri Tarih Müzesi, Autoworld, Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Yapımı 300 yıl süren, ihtişamlı vitraylarıyla St. Michael & St. Gudula Katedrali, büyüklüğüyle dikkat çeken Koekelberg Bazilikası, Brüksel’in en önemli dini sembolleri.  

Alışveriş için şehrin en güzel pasajlarından Galeries Saint-Hubert’e, antika ve çikolata için Sablon Meydanı’na, Atomium’u görmek içinse Laeken Park’a uğrayabilirsiniz.

HERKESİN SEVGİLİSİ LONDRA

Trafalgar Meydanı
Trafalgar Meydanı

Londra’nın dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri olması tesadüf değil. Herkesin kendi zevkine göre bir şeyler bulabileceği Londra, tarihi dokusu, müzeleri, sanat galerileri, parkları, pubları, festivalleri, semt pazarları, gurme restoranlarıyla her yıl milyonlarca kişiyi kendine çekiyor.

9 milyonluk nüfusuyla mega şehir Londra, sadece ekonomik anlamda değil, tarihsel, kültürel ve sanatsal anlamda da dünyanın en önemli merkezi. Farklı ülkelerden insanların oluşturduğu kültürel çeşitlilik Londra’nın en büyük zenginliği. Bir yanda tarih kokan sokakları diğer yanda benzersiz modern mimarisiyle eskiyle yeninin muhteşem sentezi.

Gezmeye parklarından başlayın

Dünyanın en yeşil şehirlerinden olan Londra’yı gezmeye parklarından başlayabilirsiniz. Şehrin en büyük parklarından Hyde Park, gül bahçeleriyle ünlü Regent’s Park, huzur dolu Green Park, pelikanların yaşadığı St. James’s Park, çocukların sevdiği Battersea Park, geyikleriyle ünlü Richmond Park ve sıfır meridyenin geçtiği Greenwich bunlardan sadece birkaçı. 

London Eye
London Eye

Londra’yı gezerken keyif alacağınız yerlerden biri de Thames Nehri kıyısı. Westminster’den başlayarak London Eye, Ulusal Tiyatro, Oxxo Tower, Tate Modern, Shakespeare Globe’dan geçerek Tower Bridge’e kadar uzanabilirsiniz.

Dünyanın sayılı koleksiyonlarına ev sahipliği yapan Londra müzelerinin en önemli özelliğiyse çoğunun ücretsiz gezilmesi. National Gallery, Doğa Tarihi Müzesi, British Museum görmeden dönmemeniz gereken yerlerin başında geliyor. Buckingham Sarayı, Piccadilly, Covent Garden, Soho, Oxford Caddesi, St. Paul’s Katedrali, Notting Hill ve Camden Town, Londra Kalesi şehrin diğer önemli yerleri.

Daha fazla fotoğraf ve güncel gezileri kaçırmamak için instagram sayfamı takip etmeyi unutmayın: Figen Kokol

Yorum Yaz

Save