Işıltılı köprüleri, oya gibi işlenmiş mimarisi, yemyeşil tepeleriyle Tuna Nehri kıyısına kurulan en göz kamaştırıcı şehirlerden biri Budapeşte. Bu zarif şehir, nehrin batısındaki Buda ve Obuda, doğusundaki Peşte bölgelerinin birleşmesiyle oluşmuş.

Budapeşte
Zincir Köprüsü (Chain Bridge)

Her saati ayrı güzel şehirde yapacak ve görecek çok şey var. Şehrin her iki yakası hazinelerle dolu. Köprüler, kaleler, müzeler, kiliseler, hamamlar, anıtlar, derken zaman nasıl akıyor fark edemiyorsunuz. Gündüz başka bir yüzü olan şehir, akşam olunca adeta koca bir parti alanına dönüşüyor. Nehir kıyısı, klüpler-barlar, restoranlar hatta meydanlar bile dolup taşıyor burada.

Şehir büyük, mesafeler uzun olunca zamanı kullanırken dikkatli olmak gerekiyor. Az zamanda nasıl hızlı gezerim diyorsanız bu yazı tam size göre. 48 saate önerilerimi sığdırabilirsiniz ama Budapeşte’yi o kadar beğeneceksiniz ki keşke 48 saatten fazlası olsaydı, diye yanacaksınız. Ve tekrar gelmek için can atacaksınız.

İşte size 48 saatlik Budapeşte rotası:

I. Gün – Sabah

Budapeşte
Budapeşte, Kale bölgesi

Doğu Avrupa’nın en görkemli şehirlerinden Budapeşte’yi gezmeye Kale Bölgesi’nden başlayın. Yürüyerek veya finiküler ile çıkabileceğiniz Kraliyet Sarayı’nın gece gündüz harika bir manzarası var. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bölgedeki sarayın temelleri 13. yüzyılda atılmış ancak birçok kez tekrar elden geçirilmiş. Ulusal Galeri, Budapeşte Tarih Müzesi ve kütüphane burada görebileceğiniz yerlerden birkaçı. Gellert Tepesi’ndeki Özgürlük Heykeli’ne kadar uzanarak şehri ikiye bölen Tuna Nehri’nin ve üzerindeki köprülerin şehre kattığı güzelliklere hayran kalacaksınız. 

I. Gün – Öğle

Budapeşte
Parlamento Binası’nın hemen arkası

Kaleden inip Zincir Köprüsü’nden geçince Aziz Stefan Bazilikası’na varacaksınız. 96 metrelik kubbesiyle Budapeşte’nin en büyük kilisesinin inşası 50 yıldan fazla sürmüş. Klasik tarzda incelikle işlenmiş yapıda Aziz Stefan’ın sağ elini de görebiliyorsunuz. Buradan Vaci Utca boyunca yürüyerek devasa boyutlardaki Market Hall (Pazar)’a ulaşın. Pazarda hediyelik eşyadan el işlerine, yemekten sebze meyveye kadar pek çok şey var. Gelmişken hem hediyeliklerinizi alın hem de yemek molanızı burada verin. Budapeşte sakinlerinin övgüyle bahsettikleri Macar mutfağından çıkma yerel lezzetlerin tadına bakın. 

I. Gün – Akşam

Budapeşte
Budapeşte, Parlamento Binası

Öğleden sonra günün yorgunluğunu atmak için Macarların ünlü kaplıcalarından birinde uzun bir mola verin. Gellert Spa & Baths bunun için en iyi adres. Ünü 13. yüzyıla uzanan kaplıca, vitrayları, Art Nouveau mobilyaları ve eşsiz mozaikleri ile hem gözünüze hem de bedeninize iyi gelecek. Sonrasında, gecesi ayrı gündüzü ayrı bu güzel şehirde günü noktalamak için Balıkçı Tabyası’na kadar çıkın. Işıklar altındaki Parlamento Binası’ndan gözlerinizi alamayacaksınız. 

II. Gün – Sabah

Budapeşte
Budapeşte Güzel Sanatlar Müzesi

Erken saatlerde kalkarak güne Kahramanlar Meydanı’nda başlayın. Macar tarihinin önemli lider ve savaş kahramanlarının heykelleriyle süslü meydanın sol yanındaki Güzel Sanatlar Müzesi, Avrupa’nın en zengin resim koleksiyonlarından birine sahip. Rafael, Dürer, Renoir, El Greco, Manet, Pissarro gibi sanatçılar burada görebileceğiniz isimlerden birkaçı. Büyüleyici salonları ve sergileriyle belki de bu müzeyi öğlene kadar gezeceksiniz.

II. Gün – Öğle 

Budapeşte
Budapeşte, Büyük Sinagog

Dönüşte öğlen yemeği için kendisini “şehrin en güzel restoranı” ilan eden etkileyici New York Cafe’ye uğrayın. İçi sarayı andıran kafenin bu iddiasında ne kadar haklı olduğuna kendi gözlerinizle tanıklık edin. Kuyrukta beklememek için rezervasyon yaptırmayı unutmayın. Buradan Dohany Caddesi’ndeki Büyük Sinagog’a ulaşın. Görkemli binada dolaşırken şehirdeki Yahudilerin acıklı tarihine dair hikayeleri dinlemek için rehber eşliğinde gezin. 

II. Gün – Akşam

Budapeşte, Liberty Bridge
Liberty Bridge

Bir kahve molası verecek vaktiniz varsa şehrin en iyi kahvecisi Espresso Embassy’e uğrayın. Tuna Nehri kıyısındaki Demir Ayakkabılar Anıtı’ndan geçerek Parlamento Binası’na ulaşın. Neo-Gotik tarzdaki yapı Avrupa’nın büyük binalarından biri. Buradan yürüyerek Tuna üzerindeki Margaret Adası’na geçin ve yeşillikler içerisinde son saatlerinizin tadını çıkarın. 

Daha fazla fotoğraf ve güncel gezileri kaçırmamak için instagram sayfamı takip etmeyi unutmayın: Figen Kokol

Yorum Yaz

Save