Sonbahar, Türkiye’de kısa bir yolculuğa çıkmak için yılın en güzel dönemlerinden biri. Yaz kalabalıkları geride kalıyor, hava yürüyüş yapmak için daha uygun hâle geliyor ve doğa yavaş yavaş sarıdan turuncuya, turuncudan kırmızıya dönmeye başlıyor. Bu rengarenk dönemde gezi planlamanızı yaparken işinize yarayacak rotalar derledim. Benim sonbaharda hafta sonu rotaları arasından seçtiğim 7 önerim…
Güzel bir sonbahar yolculuğu için her zaman uzun tatillere ihtiyacımız yok. Bazen iki günlük bir hafta sonu, bazen de cuma gününü ekleyerek hazırlanan üç günlük bir program yeterli olabiliyor. Önemli olan mevsime ve ayırabileceğiniz zamana uygun bir rota seçmek.
Bolu’nun göllerinden Kapadokya vadilerine, İğneada Longozları’ndan Datça’ya uzanan bu listede doğa, tarih ve yürüyüşü bir araya getiren yedi farklı sonbahar programı hazırladım.
Daha fazla alternatif arıyorsanız Türkiye’de Sonbaharda Gezilecek Yerler ve En Güzel Rotalar yazıma; seyahatinizin merkezinde yürüyüş olacaksa Türkiye’de Sonbahar Yürüyüş Rotaları rehberime de göz atabilirsiniz.
1. BOLU: ABANT, GÖLCÜK VE YEDİGÖLLER

Sonbahar denildiğinde Türkiye’de ilk akla gelen yerlerden biri hiç kuşkusuz Bolu. Kayın, gürgen, meşe ve akçaağaçların çevrelediği göller, özellikle ekim ayının ikinci yarısından itibaren etkileyici renklere bürünüyor. Bolu demek benim için sonbahar demek, o yüzden bu güzel şehri keşfetmek için bu harika dönemi kaçırmayın derim.
Bu rota doğayla iç içe olmak isteyen ancak uzun ve zorlu yürüyüşlere ayıracak zamanı bulunmayanlar için güzel bir seçenek. Göl çevresindeki parkurlar sayesinde yürüyüşün süresini kendi temponuza göre belirleyebilirsiniz.
Birinci gün: Abant ve Gölcük
Sabah saatlerinde Abant Gölü’ne giderek göl çevresinde yürüyüş yapabilirsiniz. Ardından Bolu merkeze geçip günü Gölcük Tabiat Parkı’nda tamamlayabilirsiniz. Küçük gölün çevresindeki kolay parkur, özellikle sonbahar renkleri ve fotoğraf çekmek için çok güzel.
İkinci gün: Yedigöller
İkinci günü tamamen Yedigöller’e ayırmak en doğrusu. Büyükgöl, Deringöl, Nazlıgöl ve diğer gölleri birbirine bağlayan patikalarda yürüyebilir; şelale, Gülen Kayalar ve Pisagor Ağacı gibi parkın bilinen noktalarını görebilirsiniz.
Sonbahar hafta sonlarında Yedigöller oldukça kalabalık olabildiği için mümkün olduğunca erken saatte yola çıkmanızı öneririm.
Gitmişken görmeden dönme: Yedigöller’de gölleri yukarıdan görebileceğiniz Kapankaya Seyir Terası’na uğramadan dönmeyin.
2. SAFRANBOLU, AMASRA VE KÜRE DAĞLARI
Doğa, tarih ve Karadeniz manzaralarını aynı programda bir araya getirmek isterseniz Safranbolu, Amasra ve Küre Dağları güzel bir üç günlük rota oluşturuyor.
Safranbolu’nun tarihî konaklarıyla başlayan yolculuk, Amasra’nın deniz manzaralarıyla devam ediyor; Küre Dağları’nda yapacağınız kısa bir yürüyüşle tamamlanıyor. Mesafeler nedeniyle bu rotayı iki güne sıkıştırmak yerine üç güne yaymak daha keyifli olacaktır.

Birinci gün: Safranbolu
İlk günü Safranbolu’nun tarihî merkezine ayırabilirsiniz. Arnavut kaldırımlı sokaklar, geleneksel konaklar, Cinci Hanı, Kaymakamlar Gezi Evi ve Yemeniciler Arastası yürüyerek keşfedebileceğiniz başlıca noktalar arasında.
Günün sonunda Hıdırlık Tepesi’ne çıkarak şehri yukarıdan izleyebilirsiniz.
İkinci gün: Amasra
Safranbolu’dan Amasra’ya geçerek Kemere Köprüsü, Amasra Kalesi, Çekiciler Çarşısı ve Küçük Liman çevresini gezebilirsiniz. Sonbaharda yaz kalabalıklarının azalması, sahil boyunca daha sakin bir yürüyüş yapma fırsatı veriyor. Amasra’ya gitmişken bir balık lokantasında kendinize ziyafet çekmeyi de unutmayın.
Üçüncü gün: Küre Dağları
Son günü Küre Dağları Milli Parkı çevresine ayırabilirsiniz. Horma Kanyonu ve Ilıca Şelalesi, kısa sürede bölgenin doğasını görebileceğiniz en etkileyici duraklardan.
Kanyon güzergâhındaki yürüyüş yoluna girmeden önce hava durumunu ve parkurun güncel durumunu kontrol etmekte fayda var.
Gitmişken görmeden dönme: Amasra’ya giderken Kuşkayası Yol Anıtı’na uğrayın. Roma döneminden kalan bu anıt, Anadolu’daki en ilginç yol anıtlarından biri.
3. KAPADOKYA VADİLERİNDE SONBAHAR
Kapadokya her mevsim güzel olsa da vadilerde yürümek için en uygun dönemlerden biri sonbahar. Yazın sıcak günleri geride kalıyor, yürüyüş yolları daha sakin oluyor ve vadilerin kızıl tonları mevsimin renkleriyle birleşiyor.

İki günlük bir programla hem Kapadokya’nın klasik duraklarını görebilir hem de vadilerden birinde yürüyüş yapabilirsiniz.
Birinci gün: Göreme ve Uçhisar
Güne Göreme Açık Hava Müzesi ile başlayabilirsiniz. Ardından Uçhisar’a geçerek kaleyi ve çevresindeki sokakları gezebilirsiniz.
Yürüyüş için Güvercinlik Vadisi tercih edilebilir. Göreme ile Uçhisar arasında uzanan vadi, manzara ve ulaşım kolaylığı açısından kısa bir hafta sonu programına uygun.
İkinci gün: Çavuşin ve Kızıl Vadi
İkinci gün Çavuşin köyünü gezdikten sonra Güllüdere veya Kızıl Vadi parkurlarından birini seçebilirsiniz. Parkurun tamamını yürümek istemezseniz daha kısa bir bölümünü planlayıp günü Kızılçukur’daki seyir noktasında tamamlayabilirsiniz.
Vadilerdeki bazı patikalar birbirine bağlandığı için yola çıkmadan önce çevrimdışı harita indirmek işinizi kolaylaştıracaktır.
Gitmişken görmeden dönme: Gün batımına doğru Kızılçukur Seyir Tepesi’ne çıkın. Kapadokya’nın değişen renklerini izlemek için bölgedeki en güzel noktalardan biri.
4. BURSA KÖYLERİ VE ULUDAĞ
Bursa yalnızca tarihî merkeziyle değil, çevresindeki köyler ve Uludağ’ın ormanlarıyla da güzel bir sonbahar rotası. İki günlük bu programda şehir, köy ve doğa yürüyüşünü aynı hafta sonuna sığdırabilirsiniz.
Birinci gün: Bursa ve Cumalıkızık
Sabah saatlerini Cumalıkızık’ın taş sokaklarına ve geleneksel evlerine ayırabilirsiniz. Köyü gezdikten sonra Bursa merkeze geçerek Koza Han, Ulu Cami, Yeşil Türbe ve Tophane çevresini yürüyebilirsiniz.
Cumalıkızık özellikle hafta sonları kalabalık olduğu için güne erken başlamakta fayda var.
İkinci gün: Uludağ
İkinci gün Uludağ’a çıkarak uzunluğu ve zorluk derecesi size uygun bir orman yürüyüşü seçebilirsiniz. Sarıalan ve Çobankaya çevresi, sonbahar renklerini görmek ve kısa yürüyüşler yapmak için değerlendirilebilecek noktalar arasında.
Dağdaki hava şehir merkezinden belirgin şekilde daha soğuk olabileceği için yanınıza mutlaka katmanlı giysiler almalısınız.
Gitmişken görmeden dönme: Bursa merkezdeki programınıza Irgandı Köprüsü’nü ekleyin. Üzerinde dükkânların bulunduğu tarihî köprü, şehrin en özgün yapılarından biri.
5. İĞNEADA LONGOZ ORMANLARI
İğneada, İstanbul’a yakın bir sonbahar kaçamağı arayanlar için en güzel seçeneklerden biri. Longoz ormanları, göller, yürüyüş yolları ve Karadeniz kıyısı kısa bir hafta sonunda farklı doğa deneyimlerini bir araya getiriyor.
Bölgede sonbaharın güzelliğini görmek için uzun mesafeler yürümeniz de gerekmiyor. Kısa parkurları göl ve sahil gezileriyle birleştirebilirsiniz.

Birinci gün: Longozlar ve Mert Gölü
İlk günü İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’na ayırabilirsiniz. Ziyarete açık güzergâhlardan birini seçerek ormanda yürüyebilir, ardından Mert Gölü çevresine geçebilirsiniz.
Hava ve su koşulları uygunsa gölde kano yapmak da mümkün. Ancak etkinliklerin çalışma durumunu gitmeden önce kontrol etmek gerekiyor.
İkinci gün: Dupnisa Mağarası ve Beğendik
İkinci gün rotanızı Dupnisa Mağarası’na çevirebilir, dönüşte Bulgaristan sınırına yakın Beğendik köyüne uğrayabilirsiniz. Zamanınız kalırsa İğneada sahilinde kısa bir yürüyüşle günü tamamlayabilirsiniz.
Longoz ormanlarındaki güzergâhların durumu yağışa ve su seviyesine göre değişebildiği için milli parkın güncel duyurularını kontrol etmeyi unutmayın.
Gitmişken görmeden dönme: Mert Gölü’nün denizle buluştuğu noktayı görün. Orman, göl, kumul ve Karadeniz manzarasının bir araya geldiği bu bölüm İğneada’nın en güzel görüntülerinden birini sunuyor.
6. FRİG VADİSİ
Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya arasında uzanan Frig Vadisi; kaya anıtları, antik yollar ve kırsal manzaralarla dolu geniş bir coğrafya. Bölgenin tamamını tek bir hafta sonunda görmek mümkün değil ancak iki günlük programla önemli duraklardan birkaçını keşfedebilirsiniz.
Sonbaharda havanın serinlemesi, açık arazide yürümeyi yaz aylarına göre çok daha keyifli hâle getiriyor.
Birinci gün: Ayazini ve çevresi
Geziye Ayazini köyünden başlayabilirsiniz. Kaya mezarları, oyma mekânlar, kiliseler ve Avdalaz Kalesi çevresi yürüyerek keşfedilebilecek kadar birbirine yakın.
Günün devamında Göynüş Vadisi’ndeki kaya anıtlarını ve açık alandaki tarihî kalıntıları görebilirsiniz.
İkinci gün: Yazılıkaya ve Frig Yolu
İkinci gün Eskişehir sınırlarındaki Yazılıkaya, diğer adıyla Midas Anıtı çevresine geçebilirsiniz. Burada anıtı gördükten sonra Frig Yolu’nun uzunluğu size uygun bir bölümünde yürüyüş yapabilirsiniz.
Bölgedeki yerleşimler birbirinden uzak olduğu için güzergâhı önceden planlamak ve mümkünse özel araçla hareket etmek geziyi kolaylaştıracaktır.
Gitmişken görmeden dönme: Ayazini çevresindeki Avdalaz Kalesi’ni görün. Tek parça kaya kütlesine oyulmuş yapı, Frig Vadisi’nin en etkileyici duraklarından biri.
7. DATÇA VE KARİA YOLU
Sonbaharın ilerleyen günlerinde kuzeyde hava serinlemeye başladığında rotayı güneye çevirmek iyi bir fikir olabilir. Datça, özellikle ekim ve kasım aylarında sakin koyları, eski köyleri ve yürüyüş yollarıyla güzel bir sonbahar kaçamağı sunuyor.
Yarımadadaki mesafeler ve virajlı yollar nedeniyle bu programı üç güne yaymanızı öneririm.

Birinci gün: Eski Datça ve Datça merkezi
İlk günü Eski Datça’nın taş sokaklarını gezmeye ayırabilirsiniz. Ardından Datça merkeze geçerek liman ve sahil çevresinde yürüyebilirsiniz.
Yaz kalabalıkları azaldığı için sonbaharda hem Eski Datça’yı hem de merkezi daha sakin bir atmosferde görmek mümkün.
İkinci gün: Palamutbükü ve Knidos
Yarımadanın koylarını takip ederek Palamutbükü’ne, ardından Knidos Antik Kenti’ne gidebilirsiniz. Knidos’a ulaşan yol uzun ve virajlı olduğu için bu güne başka büyük bir program eklememek daha doğru olur.
Antik kentte denize doğru uzanan manzara, özellikle günün son saatlerinde çok etkileyici.
Üçüncü gün: Karia Yolu
Son günü Karia Yolu’nun Datça Yarımadası’ndan geçen kısa bir etabına ayırabilirsiniz. Parkur seçerken yalnızca mesafeye değil, yükseltiye, ulaşım olanaklarına ve dönüş noktasına da dikkat etmek gerekiyor.
Uzun bir etap yerine birkaç saatlik, başlangıç ve bitiş noktaları önceden belirlenmiş bir güzergâh kısa bir gezi için daha uygun olacaktır.
Gitmişken görmeden dönme: Knidos Antik Kenti’nde yarımadanın iki tarafındaki denizi aynı anda görebileceğiniz noktaya çıkın ve gün batımını burada izleyin.
Sonbahar rotasını seçerken
Sonbaharın aynı anda Türkiye’nin her yerinde başlamadığını unutmamak gerekiyor. Eylül ayında yüksek yaylalar ve Karadeniz öne çıkarken ekim ayında Bolu, Bursa, İğneada ve Küre Dağları renklenmeye başlıyor. Kasım ayına doğruysa Datça, Likya Yolu, Karia Yolu, Kapadokya ve Mardin gibi daha güneydeki rotalar yürüyüş için uygun hâle geliyor.
Yola çıkmadan önce hava durumunu, milli parkların güncel ziyaret koşullarını ve yürüyüş parkurlarının açık olup olmadığını mutlaka kontrol edin. Özellikle dağ, kanyon ve uzun mesafeli parkurlarda offline harita bulundurmak ve rota bilginizi yakınlarınızla paylaşmak da önemli.
İster göl kıyısında kısa bir yürüyüş, ister antik yollar üzerinde birkaç saatlik bir parkur seçin; sonbahar biraz yavaşlamak ve yola yeniden başka bir gözle bakmak için güzel bir bahane…
Doğada olmayı ve kamp yapmayı seviyorsanız bu yazı da işinize yarayabilir: TÜRKİYE’NİN EN GÜZEL KAMP ALANLARI
Daha fazla fotoğraf ve güncel gezileri kaçırmamak için instagram sayfamı takip etmeyi unutmayın: Figen Kokol

Yorumlar kapandı...