Dünyada uzun zamandır konuşulan ve olumlu birçok örneklerini gördüğümüz ekoturizm kavramı son yıllarda Türkiye’de konuşulmaya ve uygulanmaya başlandı. Kitlesel turizme alternatif olarak gelişen ekoturizm bizim gibi her köşesi farklı doğal güzellik ve kültürel değerlerle dolu bir ülke için çok önemli bir şans. Ekoturizm nedir, neleri kapsıyor Başka Rota’nın kurucusu Mikail Köroğlu’na sordum, o da uzun uzun yanıtladı.

Uzun yıllardır katıldığım birçok doğa turunda birlikte yürüdüğümüz Mikail için ekoturizm bir iş değil artık bir yaşam biçimi olmuş. O yüzden Türkiye’de bu konuyu enine boyuna tartışabileceğin birkaç isimden biri bana göre. Mikail’le sohbetimizde hayatımıza yeni yeni giren bu kavramı incelerken bir yandan da hem dünyadan güzel ekoturizm örneklerini hem de turizmde yaşanan olumsuzlukları değerlendirdik. 

EKOTURİZM NEDİR?

20-30 yıldır konuşulan ekoturizm kavramı son yıllarda daha çok gündeme gelmeye başladı. Bilinçli ve sürdürülebilir turizm için sanırım ekoturizm önemli bir şans. O yüzden öncelikle ekoturizm nedir, onu anlatarak başlayabilir miyiz?

Ekoturizm çevreyi koruyan ve yerel halkın refahını gözeten, doğal alanlara karşı duyarlı bir seyahat anlayışıdır. Turizm pazarında, doğaya dayalı turizm olarak tarif edilen ekoturizm, sürdürülebilir kalkınma aracı olarak görülmektedir. İçinde çok fazla öğeyi barındırır. O yüzden tanımı birçok alanı kapladığından basitçe bu şekilde ifade edilebilir. 

Mikail Köroğlu
Başka Rota kurucusu Mikail Köroğlu

Ekoturizm deyince doğaya dayalı aktiviteler akla geliyor. Neleri kapsıyor, çeşitleri nelerdir?  Farklı aktiviteleri de içeriyor mu? (Mesela kültürel aktiviteler gibi)

Ekoturizmin açılımı Ekolojik Turizm’dir. Doğaya saygılı aktivite içeren her durum ekoturizmin içine girer. Kültürel aktiviteler temel olgularından biridir. Kültür turu konseptini başlatan acentalar gün geçtikçe daha kolay operasyon yapmak ve daha çok insana hitap edebilmek için kısıtlı mekanlara odaklanmış olmalılar. Ekoturizmde ısrar ettiğinizde butik kalmak zorundasınız.   

Kültür turu deyince aklımıza cami, şehir ya da antik kent gezmek geliyor. Tabii ki, bunlar da önemli ama kültürü oluşturan çok fazla etken var. Siz sadece birkaç adet etkenin önemine değinirseniz büyük oranda eksik tur yapmış olursunuz. Gittiğiniz bölgenin diline, dinine, yaşam biçimine, yemeklerine ve kıyafetlerine odaklanmanız gerekmekte. Bu değerlere bütünsel bakış ekoturizm anlayışında vardır. Aynı zamanda, 20 yıl sonra aynı bölgeyi gezen bir turistin aynı öğeleri deneyimlemesini gözetir.  

Dünyada uygulamalar nasıl? Güzel örnekler var mı anlatabileceğin?

Yakinen bildiğim ve son yıllarda deneyimlediğim Arnavutluk, Karadağ ve Kosova üçgeninde yer alan ‘Balkan dağ zirveleri’ tur konsepti ilk aklıma gelen yer oluyor. Üç ülkenin sınırlarını yürüyerek dolaştığınız kültürel yürüyüş rotaları var. Ekoturizm ne demek, diye merak ediyorsanız mutlaka gitmeniz gerekiyor. Bozulmamış kültürel değerleri aynı şekilde diğer nesillere aktaracak çalışmalar devlet destekli yapılıyor. 

“Gerçek ekoturizm deneyimi” derken neyi kastettiğimi bir örnek ile ifade edeyim. Bir köye gittiğinizde size misafir gibi davranıyorlar, çok az değişim göstermiş odalarını size veriyorlar, kadın erkek bir arada konaklıyorsunuz, duş/tuvalet ortak ve onlar ne yiyorsa size de aynısını yapıyorlar. Ülkemizde bu saydığım özellikleri devam ettirebilen çok ama çok az ekoturizm merkezi kaldı. 

Gürcistan ve Kırgızistan’da da aynı çalışmalar var. Güney Amerika’daki bazı ülkelerde (Peru, Kolombiya vb.) uzun yıllar önce başlayan ekoturizm konseptleri var. Asya ülkeleri ve Güney Amerika’da örnek alacağımız çok şey var. Bunlar hem olumlu yöndekiler hem de ekoturizmin iyi yönetilmeyince ne hale gelebileceği yönündeki birçok olumsuz örnekler… 

Türkiye doğal güzellikleri, köklü tarihi barındıran coğrafyası ve sosyokültürel değerleriyle tam bir cennet. Bu özellikleriyle de turizm açısından büyük bir potansiyele sahip. Türkiye’nin ekoturizm açısından potansiyelini değerlendirir misin? Ekoturizm olarak Türkiye’de neler yapılıyor? 

İçi boşaltılan ama çok şey anlatan cümlelere en güzel örnek ‘Medeniyetler Beşiği Anadolu’dur sanırım. Çok tekrar edilen kelimelerin anlamını yitirmesi Anadolu için olmamalı. Öyle ki, bırakın bölgeyi ve şehirleri, her köyün kendine has gelenekleri, yemekleri, neredeyse dili ya da şivesi bile farklı bu topraklarda. Bu zenginlik dünyanın hiçbir yerinde yok! Anadolu toprakları dünyanın sıkıştırılmış hali gibi. Kültürler, antik kentler, dağlar, diller, denizler, çöller, derin kanyonlar, buzullar, kutsal alanlar, Alpin çayırlar, kadim dinler, hep bu topraklarda var ya da bu topraklardan dünyaya yayılmış. Bu değerleri koruyarak gelecek nesillere bırakabiliyor isek ne mutlu bize. Hep derim, bir kere daha söylemekten onur duyarım: Ekoturizmi gerçek bir şekilde uygulayabilirsek Anadolu topraklarında (batıdan doğuya, kuzeyden güneye) şu an içinde bulunduğumuz birçok sorunu bitirmiş oluruz. 

Ekoturizm nedir
Amlakit Yaylası

Ülkemizde Doğu Karadeniz başta olmak üzere birçok bölgede ekoturizm faaliyetleri yürütülmekte. Akdeniz’deki Likya Yolu, Ege bölgesinde Karia Yolu gibi kültürel yürüyüş rotaları, Doğu Karadeniz’de yayla turizmi, Kars ve çevresinde tarım ve köy yaşamı deneyim turizmi ve bazı dağlara yapılan tırmanış, kamp ve yürüyüş turizmi ilk aklıma gelen lokomotif ekoturizm çeşitleridir. 

Özellikle son yaşadığımız felaketlere ve sonuçlarına bakınca çevre bilincinin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Bu anlamda ekoturizmin önemi de ortaya çıkmıyor mu? 

Tam olarak çıkıyor. Doğa sevgisi ile ekoturizmin ne alakası var? Başka şekilde soracak olursak “ekoturizm olmadan doğa bilinci aşılayamaz mıyız?” diyebilirsiniz. Turizmi bu anlayış ile devlet destekli yaptığınızda, toplumu ve özellikle yerel, yani büyük şehirlere göçmemiş ata topraklarında hala yaşamaya devam eden halkı eğitmiş olursunuz. Kültürel birliktelik yaşanmasının yanında, yerel yaşamların bozulmadan geleceğe aktarılması ve bu yapılırken de para kazanılması motive edici olacaktır. Çevresinden yani doğasından para kazanan halk bunu korumak için elinden geleni yapacaktır. 

Eko turizmin kitle turizminden en büyük farkı galiba “tüketmek yerine korumak” diyebilir miyiz? Bu gözle baktığımızda hem turiste hem de yerel halka birçok görev düşüyor sanırım. Bu konuda neler söyleyeceksin?

Ülkemizde maalesef bu konuda bilinç gelişmiş değil. Dünyada yaklaşık 50 yıllık bir geçmişe sahip olan ekoturizm anlayışı bize 30 yıl önce çok yavaş bir şekilde ilerleyerek geldi. Son 20 yılda da katlanarak arttı. Devlet destekli olmayan, alt yapısı olmayan, bilgisizlik ve para kazanmak odaklı yapılan turizm çeşitlerinin daha hızlı artması nedeni ile gölgede kalan ekoturizm anlayışı, son yıllarda yaşanan felaketler nedeni ile küresel boyutta artış gösterdi. 

Yerel halka düşen görevleri yaşayarak bulmasını beklemememiz sanırım en önemli konu. Bilmediği bir konuda kendine düşen görevleri bilmesini bekleyemeyiz. Aynı şekilde turistin de gittiği yerde nasıl davranacağını bilmesi gerekiyor. Bu bilgiye de daha önce deneyimlemiş kişilerden, devletten, ekoturizm alanında çalışan STK’lardan, ekoturizm turu düzenleyen seyahat acentalarından ve bölgeye giden ekoturizm rehberlerinden ulaşılabilir. Sayılarının ne kadar az olduğunu söylememe gerek yok herhalde.

Tabii, bir de bunun yönetim ayağı var, onlar (yerel ya da üst yönetim) neler yapmalı? Ne tür adımlar atılmalı ya da destekler verilmeli? 

Devletin yapacağı tek bir şey var; diğer ülkelerdeki uygulamaları bize uyarlayarak tabana yaymak. Dünyanın başka ülkesinde olmayan çok fazla değere sahip olan bir ülkede bunu gerçekleştirmek daha hassas dengelere ve daha fazla bilgiye sahip olmamız anlamına geliyor. Çok zor ve zamana yayılması gerekiyor. Ama imkânsız değil. Şimdi başlarsak 10 yıl içinde ciddi kazanımlar elde etmiş olacağımızı düşünüyorum.

ekoturizm nedir
Amlakit Yaylası’ndan.

Türkiye’de ekoturizmciler için bir birlik veya organizasyon var mı? 

Şimdi isimlerini saymak istemediğim içinde ekoturizm geçen dernekler elbette var. Ama faaliyetleri ne derseniz ben bilmiyorum açıkçası. Her sene bir başka ülkede Uluslararası Ekoturizm Derneği’nin düzenlediği etkinlik bu yıl ülkemizde yapıldı. Tokat ilinde yapılan yarışma sonuçlarının açıklandığı etkinlik ve çalıştaya birçok ekoturizm gönüllüsü ve meraklısı katıldı. 

Aynı zamanda TURSAB içinde Alternatif Turizm adı altında faaliyet gösteren ilgili seyahat acentalarının buluştuğu bir ihtisas başkanlığı var. Zaman zaman bir araya gelerek yapılan ve yapılması hedeflenen faaliyetleri tartışıyorlar. 

Bu konuda rehberlerin de önemi büyük… Onlar için ayrı bir eğitim ya da düzenlemeler var mı? 

Ülkemizdeki kanayan bir başka yara daha. TUREB’in sorumlu olduğu bir konu bu. Kendi içlerinde zaman zaman alternatif turizm rehberi yetiştirme kurs ve sınavları yapıyorlar ama maalesef yetersiz. Bu konuda eğitim verecek yeterliliğe sahip bir kurum ülkemizde yok. Klasik kitle turizmi rehberliği çok baskın. Hem eğitim aşamasında hem de uygulama gezilerinde bunu çok iyi gözlemliyoruz. Ortaya çıkan sonuç da 12 bin rehberin abartmadan söylüyorum ki, 11.900’ü kitle turizmine yönelmiş durumda. Bu konuda bir istatiski çalışma tabii ki yok ama 17 yıllık sektör deneyimim bana aksini maalesef söylemiyor. 

Avrupa’da dağ ve doğa rehberleri yetiştirme dernekleri var. Yetkileri devlet tarafından belirlenmiş. Bir dağ ve doğa rehberi yetiştirmek için ciddi mesai ve sınav sistemleri var. Mesela bir dağ rehberi olmanız için 4 ila 7 yıl eğitim almanız ve çok ama çok zor olan bir sınavı geçmeniz gerekiyor. Bunu başardıktan sonra da hemen rehber olamıyorsunuz. Bir de staj dönemi gibi düşüneceğiniz yardımcı rehberlik süreniz var. Belirli bir yılı doldurduktan sonra UIAGM Belgesi alıp tek başınıza bir grubu dağa çıkarabiliyorsunuz.

Biz de bırakın dağ rehberliği belgesini verecek yetkinlikte kurum olmasını, denetleyecek bir mekanizma bile yok. Bir kere bir dağa çıkan bir kişi, bir sonraki sefer arkasına 10 kişiyi alarak rehberlik yapabiliyor. Aynı şekilde doğa turlarında bunun sayısız örneği var. Dağcılık kulübü adı altında kaçak tur yapan birçok kulüp var. Birkaç rota öğrendikten sonra kendine doğa rehberi diyen mi ararsınız, yürüyüş ve bilmem ne uzmanları mı!

Bir de TDF’nun yaptığı ‘yaz ve kış yürüyüş liderliği’ sertifikasyon eğitimi var. Çok tartışmalı bir süreç sonunda belirli bir sayıda kişi bu sertifikaya sahip oldu. Şimdi onlar da ‘liderlik’ yapmaya başladılar.  

Turizmde olduğu gibi ekoturizmin faydaları kadar mutlaka olumsuz yönleri vardır? Bunlardan bahseder misin? 

Doğru yapıldığı sürece ekoturizmin olumsuz yönü yok denecek kadar az bence. Ama ‘doğru’ kelimesinin altı yukarda değindiğimiz birçok konuyu, deneyimi ve zamanı içeriyor. Ama illaki birkaç örnek vardır derseniz şunu söyleyebilirim; yanında konakladığınız ailenin çocukları sürekli başka kişilerle karşılaşıp gelişim aşamasında diğer arkadaşlarına nazaran bambaşka bir duygu durumuna girebilir. Ailenin ona yaklaşımına bağlı olarak da bu durumu olumlu bir yöne çekilebilir ama bunu pozitif etkene çekebilecek aile bilinci sayısı ne kadar var tartışılır. Bunlar bilimsel çalışma gerektiren spesifik konular. Bu örnekler arttırılabilir.  

Uzungöl, Ayder gibi örnekler önümüzdeyken 5-10 yıl içinde Gito’nun, Amlakit’in ya da Maçahel’in bunlardan birine dönüşmemesini nasıl sağlarız?

Bu haberi vermek istemezdim ama maalesef artık Gito’yu kaybetmiş durumdayız. Günübirlikçi kitle turizm zihniyeti orayı da ele geçirmiş durumda. Aldığım haberlere göre de önümüzdeki yıllar Gito ve Pokut yaylalarına yol yapılacakmış. O kadar bozuk yolları varken yaşanan bu kültürel bozulmuşluk yol yapıldığında ne hale gelir siz düşünün. 

Mikail Köroğlu
Mikail ile yaptığımız en son Kaçkar Etekleri turundan…

Sorunuza cevabım daha önce söylediğim gibi devlet yönetimi ile olur. Tüm etkenlerin değerlendirildiği bir yönetim planı olmadan yerel kişilerin, STK’ların ya da bizim gibi seyahat acentalarının etkisi çok az olacaktır. 

Sen doğa turizmine yıllarını vermiş biri olarak Başka Rota’yı kurarken ek turizm yapmak üzerine yola çıktın. Biraz kendini ve Başka Rota’yı anlatır mısın? Başka Rota olarak sizin hedefleriniz neler? Bu yolda zorluklar yaşıyor musun? 

Çocukluğum tarlalarda sokaklarda geçti. Profesyonel olarak doğa bilincimim gelişmesini Mimar Sinan Dağcılık Kulübü ile tanışmama borçluyum. Hem yaz hem kış eğitimlerimi tamamladıktan sonra Kaçkar Dağı hariç tüm faaliyette bulunduğum dağlara hep kış aylarında gittim. Kış dağcılığını daha çok sevdim. Asker sonrası eski dağcılık kulübü başkanımız Sinan, bana şimdiki hayatımı kazandıracak bir teklifte bulundu. Doğa turları yapan bir acentayla tanışmamı sağladı. 10 yıl o acentada hem doğada hem de ofiste çalışarak kendimi geliştirdim. Sonra 2015 senesinde BAŞKA ROTA’yı kurdum. 

Ekoturizm anlayışı benim işim değil yaşam biçimim haline geldi. Bu konuda birçok yazı yazdım, info gezilerinde konuşmalar yaptım. Turlarımıza gelen misafirlerimize ekoturizm anlayışını yılmadan anlatıyoruz. Biz turist olmayı bilmeyen bir toplumken ekoturist nasıl olunur onu anlatıyoruz. Yani işimizin çok zor olduğunu bilerek ve severek yapıyoruz. Sanırım bu bizim en büyük özelliğimiz. 

En büyük idealimiz toplumumuzun her kesimine ekoturizmi tanıtmak ve uygulanabilir hale getirmek. 

Bu sene turist rehberliği eğitimi almaya karar verdim. Yukarıda saydığım nedenlerden ötürü almamak için direnmiştim. Ama artık zamanı geldi ve diğer kitle turizmi yapan rehberleri mümkün olduğunca ekoturizm rehberi yapmak için kolları sıvadım. Ölene kadar ne kadar rehberi kandırabilirsem o kadar kendimi başarılı hissedeceğim. 

Bu arada şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Rehberlik kokartı almadan TUREB yönetimi sizi yok sayıyor. Çalıştaylarına konuşmacı ya da eğitmen olarak katılamıyorsunuz. 

Bireysel olarak ben (ya da kişiler) neler yapabilirim?

Ekoturist olmanız yeter. Bu konuda kendinizi geliştirmelisiniz. Hayata bakış açınızı değiştirmekten geçiyor. 

Sürdürülebilir bir dünya için ekoturizmin etkileyici bir çözüm ama uygulamada zorluklar büyük, hele de bizim gibi ülkelerde… Son olarak neler söylemek istersin?

Benim umudum bitmiş değil. Zor ama imkânsız değil, diyorum kendi kendime bunaldığım zamanlarda. 1 kişi 1000 kişi demek benim için. Böyle böyle büyüyeceğiz.

Mikail Köroğlu’na bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim… Başka Rota’yla ilgili daha çok bilgi almak isterseniz BAŞKA ROTAnın web sayfasına ve BAŞKA ROTA Instagram hesabına göz atabilirsiniz. 

Doğada olmayı seviyorsanız ve merak ettikleriniz varsa DOĞA – AKTİVİTE yazılarım size aradığınız ipuçlarını verebilir. Ayrıca güncel gezilerimi  kaçırmamak için Instagram sayfamı takip etmeyi unutmayın: Figen Kokol

Yorumlar kapandı...