İlk defa yurtdışına çıktığım şehir olmasından mı yoksa her şeyi içinde barındıran o büyülü atmosferinden midir, bilmiyorum Londra her zaman benim en sevdiğim şehir oldu. Neredeyse 9 milyonluk nüfusu ve inanılmaz yüzölçümü ile gerçek bir mega şehir ve bir dünya başkenti… Sadece ekonomik anlamda değil, tarihsel, kültürel ve sanatsal anlamda da dünyanın en önemli merkezi. Yüzlerce ülkeden gelen insanların oluşturduğu kültürel çeşitlilik Londra’nın en önemli zenginliklerinden biri…

Westminster Köprüsü ve Big Ben
Westminster Köprüsü ve Big Ben

Bir yanda tarih kokan sokakları diğer yanda benzersiz modern mimarisiyle eskiyle yeninin muhteşem bir sentezi… Bu yüzden Londra, gezip görmekle bitmiyor. Her gidişimde farklı yerlerini keşfetmeye çalışsam da beni şaşırtacak yeni bir şeyler mutlaka çıkarıyor karşıma.  Kuralları olan, düzenli, devasa bir şehir olmasına rağmen başka şehirlerde göreceğiniz o soğuk atmosfer de yok burada… Havasının değişkenliğine rağmen sıcak karşılıyor sizi. Sonra da güler yüzü ve nezaketiyle sizi kendine aşık ediyor.

Herkese göre bir şey var

Londra’yı bu derece etkileyici yapan özelliğiyse bana göre, burada herkesin kendisi için bir şeyler bulabilmesi… Tarihi dokusu, müzeleri, sanat galerileri, parkları, okulları, pubları, sahne gösterileri, festivalleri, alışveriş merkezleri, kütüphaneleri, semt pazarları, gurme restoranları ile herkes için bir şeyler var burada… Gece gündüz bitmeyen bir enerjisi var. Üretmeyi de biliyorlar, yaşamayı da eğlenmeyi de…

Londra’da şikâyet edeceğiniz iki şey olabilir. Biri havası diğeri fiyatların yüksekliği… Hava şartlarına çok yapacak bir şey yok ama biraz araştırmayla Londra makul fiyatlarla gezip görülebilir. Onu da ayrıca anlatıyorum bir başka yazımda.

British Museum
British Museum, Kraliçe Elisabeth II Salonu

İkinci bir üniversite

Londra benim için en özel yerlerden biri.  2 ayrı dönemde 4 yıl geçirdiğim Londra benim için ilk gittiğim yurtdışı şehri olmasının dışında ikinci bir üniversite gibi oldu. Sosyal ve kültürel anlamda gelişimimde ayrı bir yeri vardır. Gezip görmeye hep meraklıydım ama bana gezme sanatını da öğreten yine Londra’dır.

Öğrenciliğin getirdiği zorluklar da vardı tabi… Ama o zamanda iletişim zor değilse de çok pahalıydı. İlk gittiğim yıllarda hala kartpostal ve mektup en favori iletişim aracıydı 🙂 Sonrasında internetin gelişmesiyle sorunlar daha da azaldı. Teknoloji artık birçok sorunu kolaylaştırdı ya da ortadan kaldırdı galiba. Yurtdışında yaşayanlar bilir en büyük sorunlardan biri para gönderme ve alma işleridir. Son dönemde tanıştığım TransferGo sayesinde artık bu işlerin çok daha kolaylaştığını keşfettim. Tek ihtiyacınız olan bir banka hesabı ve internet.

TransferGo sayesinde güvenli bir şekilde yurtdışından Türkiye’ye hızlıca para gönderimi sağlayabiliyorsunuz. Sistemin en büyük avantajı masrafsız olması ve bir gün gibi kısa bir sürede işlemin gerçekleşmesi. Cep telefonunuza indireceğiniz uygulama üzerinden yapabileceğiniz gibi internet üzerinden güvenli bir şekilde kullanılabiliyor. O günkü en uygun kur üzerinden işlem yaptığı için yüksek kur yüzünden zarara da uğramıyorsunuz. Ücretli gönderileri tercih ederseniz de komisyon gönderilen tutara göre değişmiyor. Detaylı bilgi için TransferGo’nun web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Hazırsanız artık Londra’yı tanımaya başlayabiliriz.

Londra neresi?

Londra
Kensington Parkı

Londra, İngiltere’nin ya da onların deyimiyle Birleşik Krallık’ın başkenti. Thames Nehri çevresine kurulan şehir, İngiltere’nin güney doğusunda yer alıyor. Bir ada ülkesi olan İngiltere, kendisini Birleşik Krallık (United Kingdom of Great Britan daha da kısası United Kingdom) olarak adlandırıyor.  Galler, İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda devletlerinin birleşmesiyle oluşmuş. İngiltere, çoğunluğun olduğu ve en gelişmiş bölümü olduğu için uluslararası camiada ve bizde de olduğu gibi İngiltere olarak anılıyor. Biz onlara İngiliz diyoruz ama onlar resmi olarak kendilerini Britanyalı (Briton) olarak adlandırıyorlar.

Londra’da kaç gün kalmalı?

Londra’da gezilecek yerler, yapılacak etkinlikler saymakla bitmeyecek kadar çok. O yüzden Londra’da ne kadar kalsanız o kadar iyi. Zaten bir kere de her şeyi görmek mümkün değil. Öncelikli görmeniz gereken yerleri için ben en az 5 gün ayırmanızı öneririm. 7-10 gününüz varsa Londra içinde birçok şeyi görüp şehir dışına da 1-2 gün ayırma şansı bulabilirsiniz.

Londra’ya ne zaman gidilir?

Soutbank
Soutbank’te gün batımı

Adı yağmurlu şehre boşa çıkmamış. Kuzey ülkesi olması nedeniyle güneşli günlerin sayısı bize göre oldukça az, yağmurlu günler ise çok fazla. Ama bu demek değil ki, her gün sabahtan akşama kadar yağmur yağıyor. Yaz günü yarım saat atıştıran yağmurdan sonra harika güneşli bir gün geçirebiliyorsunuz. Sadece hazırlıklı olmak gerekiyor. Kış aylarında hava İstanbul ortalamalarının bazen altına düşse de çok soğuk geçmiyor. Kar bazı yıllar yağmayabiliyor ya da tutan kar, birkaç saat içinde eriyor. 5 kış geçirdiğim Londra’da bir kez ciddi bir kar yağışına denk geldim mesela…

Londra’nın en güzel halini görmek istiyorsanız benim tavsiyem Mart – Nisan – Mayıs ayları. Çiçeklerle bezenen parklar Londra’yı daha dayanılmaz yapıyor. Haziran – Temmuz – Ağustos çok sıcak geçmese de turist kalabalığının arttığı aylar. Yazdan sonra yine Eylül – Ekim ayları da benim sevdiğim zamanları Londra’nın. Doğanın renk değiştirdiği bu aylar Londra’ya da çok yakışıyor. Londra’da havanın her an değişebileceğini unutmadan yanınıza mutlaka bir yağmurluk veya şemsiye alın.

Caz Festivali, Film Festivali, BBC Proms, Notting Hill Karnavalı ve yılbaşı zamanı Londra’nın en hareketli zamanları. Özellikle yılbaşı zamanı süsleme konusunda birbiriyle yarışan caddelerde dolaşmak bambaşka bir keyif oluyor. Kasımın 15’inden sonra törenle açılan ışıklar ocak ayının ortalarına kadar kalıyor.

GEZİLECEK YERLER

Londra
Işıklar altında Londra

Gezilecek yerler o kadar çok ki tek bir yazıya sığdıramazdım. Bu yüzden birkaç yazıya bölmek zorunda kaldım. Bu detaylı yazılar için linkleri tıklamanız yeterli. Londra’yı 5 günde detaylı bir rotayla gezmek için: LONDRA 5 GÜNDE NASIL GEZİLİR? Hayran olduğum parkları için: LONDRA’DA GÖRMENİZ GEREKEN 10 PARK Birbirinden değerli müzeler için: LONDRA MÜZE REHBERİ Londra’da ucuza gezmenin tüyoları için: LONDRA’YI UCUZA GEZMEK MÜMKÜN! yazılarına bakmanızı tavsiye ederim.

Londra’da ne yenir? Nerede yenir?

İngiltere’nin her şeyi var ama şöyle güzel bir mutfağı yok maalesef. Birkaç çeşit yemek ve tatlı dışında maalesef kendilerine has bir şey üretememişler. Bunun soğuk iklimi nedeniyle çok fazla şeyin yetişmemesinden kaynaklandığını düşünüyorum ben. Ancak bu konu öyle dert edilecek bir şey değil Londra’da. Birçok etnik grubun yaşadığı Londra adeta bir gastronomi cenneti diyebilirim. Hint, Uzakdoğu başta olmak üzere neredeyse her türlü yiyeceği, her fiyata bulabileceğiniz seçenekleriniz var. Hatırı sayılır Türk nüfusu olduğundan artık adım başı bir dönerci ya da Türk restoranı da bulabiliyorsunuz. İlk gittiğim yıllar yani 1995-96 yıllarında bu sayı çok azdı ve belirli Türk mahalleleri dışında Türk bakkalı, Türk restoranı bulmak zor olurdu. Londra’da gerçekten yemek seçeneği için sayısız seçenek var. Dünyanın en ünlü şeflerinin çalıştığı çok yıldızlı Michelin restoranlarından ayak üstü bir şeyler atıştırabileceğiniz büfelere kadar birçok şeyi bir arada bulabiliyorsunuz. Özellikle merkezde kalıyorsanız restoranlar, kafeler, barlar, publarlarla dolu. Merkezin dışına çıktıkça yine publar yerel halkın en çok tercih ettiği yerlerden.

İngiliz bir şeyler yemek isterseniz şöyle birkaç şey sıralayabilirim size: Shepards pie (fırında pişen kıymalı patates püresi gibi bir şey), Black Puding (Domuz kanı, yulaf, domuz yağından yapılan bir çeşit sosis), Fish and Chips (yağda kızarmış balık ve patates),  Apple Crumble (bir çeşit elmalı turta… özellikle elma ve rhubarb denen ekşi bir sebzenin sapından yapılıyor) İngiliz kahvaltısı da çok seçenekli değil maalesef. Ya reçelle ekmek yerler ya da kızarmış ekmek üzerine yumurta, domuz eti ya da bir çeşit tatlı kuru fasulye benzeri bir şeyler koyarlar.

Londra pazarları yemek için uğrayabileceğiniz yerlerin başında geliyor. En ünlüsü Borough Market… Ayrıca Camden Market ve Portobello Market’e de bakabilirsiniz. Nehir manzarası isterseniz Oxo Tower’ın üst katında Oxo Tower Restaurant ve Elizabeth Hall’un içerisindeki Skylon’a denenebilir. Covent Garden civarında Apple Market’e, Cafe Murano Pastificio’ya uğrayabilirsiniz.

Borough Market
Borough Market

Sushi seviyorsanız son yıllarda açılan biraz pahalı olsa da oldukça leziz suşileri olan SushiSamba’yı deneyebilirsiniz. Ayrıca Zuma, Nobu, Araki, Sexy Fish, Inko Nito ve Kurobuta da diğer seçenekler. Soho’daki Maison Bertaux rengarenk tatlılarıyla benim favori yerim. Çin mutfağını seviyorsanız tam yerindesiniz. Tam merkezde bunun için ayrılmış koca bir mahalle var. Gerard Street üzerindeki Çin Mahallesi’nde birçok fiyat seçeneğinde restoran bulunuyor. Sadece burası değil Londra’nın genelinde her köşede Çin restoranına denk gelebilirsiniz.

Ayrıca uygun fiyatlı bir yerler arıyorsanız Market Hall Fulham, Bao, Bibimbap, Bleecker bunun için birkaç adresten biri. Ünlü şef Gordon Ramsay’i tanıyorsanız ve restoranlarını denemek isterseniz Londra’da birden fazla yeri var. Tabi, fiyatları da ortalamanın üzerinde…  Lucky Cat (Grosvenor Square), Restaurant Gordon Ramsay (Hospital Road), Petrus (Knightsbridge) bunlardan birkaçı.

 Aklınızda olsun:

  • Kendi yiyeceklerinizi kendiniz yapmak istiyorsanız ya da hazır bir şeyler almak için Sainsbury, Tesco, Boots gibi süpermarketler en iyi adres. Pret, Joe & The Juice gibi zincir kafelerde uygun fiyatlı sandviç ve içecek bulabilirsiniz.
  • Londra’da musluk suları çok temiz ve Londra halkı çoğunlukla musluk suyu içiyor.
  • Londra’nın sayısız publarından birine veya birkaçına mutlaka uğrayın.
  • Bira isterken pint (paynt) ile isteyin.

Londra’da nerede kalınır?

Londra
St. Paul’s Katedrali, Londra

Londra, yer üstü ve yer altında çok iyi bir ulaşım sistemi kurmuş. Özellikle metro sistemiyle dört bir yanına ulaşabildiğinizden Londra’da kalacak bölge seçenekleri çok fazla. Ancak karar verirken Londra’da ulaşımın biraz pahalı olduğu aklınızda olsun. O yüzden merkezde ya da merkezin biraz dışarısında kalmak sizi rahatlatabilir.

City Park Hotel

Queensborough Terrace’ta, Hyde Park’ın hemen karşısında yer alan City Park Hotel’i merkezi konumu için seçmiştim. Fiyatları da bölgedeki diğer otellere göre nispeten uygun fiyatlı. Ben genelde yürümeyi tercih ettiğimden 20-30 dakikayı çok fazla umursamıyorum otel seçerken. Otel Queensway Metro İstasyonu’na da sadece 3 dakika uzaklıkta. Eğer Oxford Street’e yürümek isterseniz 20-25 dakikada ulaşabilirsiniz. Farklı kategorilerde odaları var ve çok temiz… Single (tek kişilik) oda fiyatları 70 pound’dan başlıyor. Kahvaltı dahil ve hariç seçenekler var.

Grange Lancaster Hotel

3 yıldızlı otel, Holborn İstasyonu’na ve British Museum’a çok yakın. St. Pacras Tren İstasyonu’na da 1 kilometre mesafede. O bölgenin karakteristik binaları olan Georgia usulü tarihi binalardan birinde yer alıyor. 24 saat açık resepsiyonu, şık bir lounge alanı ve özel bahçesi var. Dilerseniz Oxford Street, Covent Garden’a yürüyerek 10 dakikada ulaşabilirsiniz. Single oda fiyatları 89 – 110 pound arası. Rezervasyon ve bilgi için tıklayın.

Lancaster Gate Hotel

Harika konumu sayesinde hem gezilecek yerlere hem de ulaşım olanaklarına çok yakın. Hyde Park ve Kensington Park’ın hemen karşısında. Odalar şık, temiz ve tam donanımlı. Single oda fiyatı 85 pound.

Ambassadors Hotel

Gloucester Metro İstasyonu’na ve Cromwell Road’a yakın olan hotel, Londra’nın en iyi semtlerinden birinde yer alıyor. 3 yıldızlı otel, Royal Albert Hall, Doğa Tarihi Müzesi gibi yerlere de yürüyüş mesafesinde. Odalarda ücretsiz çay-kahve servisi var. Kahvaltı için ayrıca ücret ödemeniz gerekiyor. Single oda fiyatı 50 pound’dan başlıyor.

Kensigton Suite Hotel

Merkezi konumu en büyük avantajı. Metroya birkaç dakika uzaklıkta. Hyde Park’a 30 dakikada yürüyebilirsiniz. Odalarda su ısıtıcısı, dolap ve mikrodalga bulunuyor. Diğer gerekli ekipmanların yanı sıra ücretsiz Wi-Fi de var. Westfield Alışveriş Merkezi’ne 15 dakika yürüyüş mesafesinde olan otelin standart single oda fiyatları 40 pound.

London Hilton on Park Lane

İş gezisinde kaldığım otel, konumu ve sağladığı imkanlar açısından çok iyi otellerden biri. Hyde Park manzaralı odaları, en üst katındaki barı ve biri Michelin starlı restoranlarıyla oldukça popüler otellerden. Her yere yürüyerek 10-15 dakikada ulaşabiliyorsunuz.  Fiyatlar 329 pound’dan başlıyor.

Hostel ise diğer bir seçenek.  Londra’da hostelde kalmadım ama eğer tek kalıyorsam Avrupa genelinde hostellerde kalmayı tercih ediyorum. Her yaştan kişilerin kullanımına açık hosteller, Londra’nın pek çok yerine yayılmış durumda… YHA London St Pancras, Wombats City Hostel, SoHostel, Palmers Lodge – Swiss Cottage, YHA London Earl’s Court, Smart Russell Square Hostel bunlardan birkaçı…

Londra’ya nasıl gidilir?

Londra’ya gitmek için artık çok fazla seçeneğimiz var. THY, Pegasus, British Airways’in gün içerisinde birden fazla seferi var. Hem İstanbul Havalimanı’ndan hem de Sabiha Gökçen’den bütçenize göre uçuşlarından birini seçebilirsiniz. Özellikle Pegasus nedense Londra’ya çok ucuza uçuyor. Hele bir de kampanya yakalarsanız harika fiyatlara uçabilirsiniz. Londra’ya hesaplı uçmak isterseniz başka Avrupa şehirlerinden aktarma yapmak seçeneği de aklınızda olsun. RyanAir, EasyJet, Wizz Air, Eurowings gibi charter uçuş yapan havayollarına bakabilirsiniz. Bununla ilgili detaylı bir yazım var. UCUZ UÇAK BİLETİ NASIL BULUNUR? yazısı işinize yarayabilir.

Big Ben
Big Ben

Eğer bir Avrupa şehrinden Londra’ya gitmek istiyorsanız uçak tek alternatifiniz değil. Tren ve otobüsle ulaşım sağlayabilirsiniz. 90’lı yıllarda açılan Manş Tüneli sayesinde Paris’e 2 saat gibi bir sürede gidilebiliyor. Eurostars, Thalys seferlerine bakabilirsiniz. Otobüs firmaları ise genellikle Dover – Calais şehirleri arasında sefer yapan büyük feribotları kullanıyorlar. Bu sayede oldukça ucuza gitmek mümkün oluyor. Mesela Flixbus’ın Londra – Paris seferi 15 pound. Ayrıca Eurolines ve BlaBlaBus’ın da aynı fiyatlara servisleri var. Yolculuk yaklaşık 8-9 saat kadar sürüyor.

Şehir içi ve havalimanı ulaşım

Londra ulaşım açısından dünyanın en gelişmiş ağlarından birine sahip. Dünyanın en geniş ve eski metro ağı burada. Otobüs ve tren sistemi ile entegre olan sistem gezerken size inanılmaz kolaylıklar sağlıyor. Metro (Underground) ağı ile merkezden banliyölere kadar ulaşılıyor. Özellikle gün içerisinde metro, tren ve otobüs kullanacaksanız kendinize bir Oyster kart edinin mutlaka. Önceden yükleme yaptığınız kartları gün içinde birkaç kereden fazla kullanırsanız sizden en fazla “günlük seyahat kart bedelini” alıyor. Bundan sonra gün içerisinde istediğiniz kadar kullanılabiliyorsunuz. Oyster kartınızı hem girişte hem çıkışta okutmayı unutmamak gerekiyor. Londra, 1’den 6’ya kadar (iç içe geçmiş çemberlere benzeyen) bölgelere ayrılmış durumda. Fiyatlandırma kullandığınız bölge sayısına göre oluyor. Londra’da gezip görülecek yerlerin çoğu 1.-2. bölgede… Bu bölgelerin dışına çıkıldığında ulaşım ücretleri biraz daha artıyor. 6’dan sonra ekstra bilet almanız gerekebiliyor.

Londra Metrosu, Knightsbridge
Londra Metrosu, Knightsbridge

Saat 24.00’ten sonra biten metro seferleri yerine gece otobüsleri kullanılıyor. Trafalgar Meydanı’ndan kalkan otobüsler şehrin pek çok bölgesine kadar ulaşıyor. Central Line, Jubile Line, Nothern Line, Piccadilly Line, Victoria Line cuma ve cumartesi günleri geceleri de çalışıyor. Ayrıca Emirates Teleferiği, nehir otobüsleri de gideceğiniz bölgelere göre kullanılabilecek seçenekler arasında.

Sağda durmak ya da durmamak

Artık otobüslerde nakit kabul edilmiyor. O yüzden ya biletinizi/Oyster kartınızı binmeden almanız lazım… Kredi kartınızın temassız özelliği açıksa otobüste kullanma imkanınız var. Eğer bir otobüse binmek istiyorsanız elinizle şoföre durması için işaret yapmanız gerekiyor. Eğer yapılmıyorsa durmadan geçiyor. Metrolardaki yürüyen merdivenlerde sağ tarafta durmaya dikkat edin. Bu konuya çok takılıyorlar, haklı olarak. 11 yaş altı çocuklar için ulaşım ücretsiz. 11-15 içinse indirimli. İlk metro kullanımınızda kendinize bir metro haritası edinin. Çok işinize yarayacak.

Kings Cross & St. Pacras ve Victoria istasyonları aynı zamanda şehrin ana tren istasyonları. Uluslararası trenler King’s Cros & St. Pacras İstasyonu’ndan kalkıyor. Victoria Metro İstasyonu’nu hemen karşısında Victoria Otobüs Terminali yer alıyor. Şehirlerarası ve uluslararası otobüsler de buradan kalkıyor.

Hungerford Yaya Köprüsü, Southbank
Hungerford Yaya Köprüsü, Southbank

Taksi kullanmayı düşünüyorsanız iki tane sistem var. Biri ünlü Siyah Taksi’ler (Black Cab)… Şehrin aynı zamanda sembolü olan taksiler eskiden sadece siyahmış ama şimdi rengarenk. Bu taksilerin klasik bir modeli var. En önemli özelliği ise şoförleri. Bu araçları kullanabilmek için 2 yıllık bir eğitimden ve sınavdan geçen şoförler, sizi Londra’da vereceğiniz bir adrese gözü kapalı götürebiliyorlar. Bu yüzden gideceğiniz yerin posta kodunu mutlaka temin edin. Bizde pek işlemeyen posta kodu sistemi burası için çok önemli. Eğer elinizde posta kodunuz yoksa bir şey yapamıyorsunuz aklınızda olsun. E4 7FT gibi bir kod’dan bahsediyorum. Minimum fiyat 2,60 Pound. Hepsi kredi kartı kabul ediyor. Bu arada 12 mil ve bir saatlik bir yolculuğa kadar her işi alma zorunlulukları var. Bir de Mini Cab denen diğer taksi hizmeti var. Bunlar da yine bildiğimiz taksi sistemi. Herhangi bir otomobil markası ya da renk olabiliyor bunlar. Black Cab’lerden biraz daha ucuza gidebiliyorsunuz bunlarla. Aynı zamanda UBER’i de Londra’da kullanabiliyorsunuz.

Havalimanından şehre ulaşım

Ulaşım sistemi iyi olunca havalimanına gitmek de burada sıkıntı olmuyor. 5 havalimanına da birkaç farklı yöntemi kullanarak kolayca ulaşabiliyorsunuz. Heatrow Havalimanı için Heatrow Express’in her 15 dakikada bir kalkan seferleri 15 dakikalık yolculukla Paddington’a ulaştırıyor sizi. Fiyatları 22 pound’dan başlıyor. Normal tren hattıyla gitmek isterseniz Terminal 2’den kalkan seferler 35 dakika Paddington’da oluyor. Metro hattı Heatrow’un içerisine kadar gidiyor. Mesela, Piccadilly Line üzerindeyseniz çok şanslısınız demektir, koca bir yolu tek trenle gidebiliyorsunuz.

Gatwick Havalimanı’ndan şehre ulaşmak için Gatwick Express tren servisini kullanabilirsiniz. Her 15 dakikada bir kalkan seferler tek yön 17,80 poun’dan başlıyor.

Londra
Canary Warf

Stansted Havalimanı biraz uzak olanlardan biri. Buraya gitmek yaklaşık 50 dakika sürüyor. Yine Stansted Express ile Liverpool Street İstasyonu’na ulaşarak buradan metro sistemiyle istediğiniz yere ulaşabilirsiniz. Her 15 dakikada bir kalkan seferlerin ücreti 8 pound. Bu havalimanlarından merkezdeki Victoria Otobüs Terminali’ne otobüs servisi de bulunuyor.

London City Havalimanı için Dockland Light Railway servisini kullanabilirsiniz. Oyster kart burada geçiyor. Yolculuk 15-20 dakika sürüyor.

London Luton Havalimanı için tren ve otobüs servislerinden yararlanabilirsiniz. Buraya giden otobüs firması Greenline. Aklınızda olsun eğer online, gidiş-dönüş ve önceden alırsanız fiyatlar daha indirimli oluyor. Detaylar için buraya bakabilirsiniz.

Taksiyle gitmek isterseniz mesela Heatrow, 45-70 pound arası tutuyor.

Fiyatlar

Londra’da şikayet edeceğiniz iki şey, havası ve pahalılığı gerçekten. Ucuza getirmenin yollarını diğer yazımda açıkladım ama biraz da fiyatlardan örnek vermek istiyorum. Bir kruvasan ve kahveyle kahvaltı 4-6 pound, uygun fiyatlı bir restoranda yemek yemek 10-20 pound civarlarında tutuyor. Yerli bira 5-6 pound ithal bira 4,50 pound civarlarında. Kola (0,33 lt) 1,5 pound, cappuccino 3-5 pound civarı. Ulaşımda ise tek yön bir tren bileti (1-3 bölgesi için) 4,50 pound. Günlük seyahat kartı ise 12,10 pound.

St James's Park
St. James’s Park

Fazlaca müze ve mekân gezen biriyseniz London Pass işinize yarayacak bir kolaylık… 1, 2, 3, 6 ve 10 günlük alabileceğiniz kart size 80’nin üzeri yerde  serbest giriş imkanı sağlıyor. Buna Tower of London, Westminster Abbey, Thames River Cruise, Kensington Palace, Shard Binası, Windsor Kalesi, Kew Gardens da dahil. Kart, 1 günlük hop-on-hop-off olarak da kullanılıyor. Oyster kart özelliği de eklenebiliyor. Bununla hem daha ekonomik hem de hızlı hareket edebilirsiniz.

Örnek olarak London Pass fiyatları: 1 günlük yetişkin 75 pound, çocuk 54 pound, 3 günlük yetişkin 109 pound çocuk 79 pound. Detaylı bilgi ve satın almak için LONDON PASS

GEREKLİ BİLGİLER

Dil

İngilizce

Para birimi

Pound ya da Sterlin

Zaman

2 saat yaz uygulamasının kaldırılmaması nedeniyle kış aylarında +3 saat

Vize

İngiltere vize isteyen ülkelerden biri. Tüm bordo ve yeşil pasaportlar için geçerli bir uygulama. İngiltere maalesef yeşil pasaporta bir ayrıcalık göstermiyor. İngiltere AB ülkesiyken de Schengen Birliği’ne üye olmadığından ayrıca İngiltere vizesi almak gerekiyordu.

Genelde kolay vize veren bir ülke değil, süreci biraz uzun ve pahalı. Ancak evraklarınızda bir eksiklik yoksa ve özellikle bir süredir çalıştığınızı belgeleyebiliyorsanız vize almak çok zor değil. Verdiği zaman da genellikle 6 aylık ve çok girişli veriyor. Moral vermek için söyleyeyim ben işsizken başvurduğumda bile vize almayı başarmıştım. İlk defa vize alıyorsanız bir vize firmasıyla çalışmanızda fayda var ama eğer bu işlere biraz aşinaysanız kendi başınıza da halledebileceğiniz bir süreç.

Schengen de olduğu gibi İngiltere vizesi için de bir aracı kurum (TLS) üzerinden başvurunuzu tamamlıyorsunuz. Schengen vizesinden farklı olarak eğer uzun süreli vize istiyorsanız farklı bir ücret ödemeniz gerekiyor. Süre uzadıkça ücretler epeyce artıyor.  Altı aylık vize ücreti 95 pound. İki yıllık 361 pound, 5 yıllık 636 pound. Kısaca bir servet istiyorlar 🙂

Detaylı bilgi için UK VISA sitesini ziyaret edebilirsiniz. İstanbul’da başvuru yeri Profilo Alışveriş Merkezi’nin içerisinde. İyi bir haber de vereyim. İngiltere vizeniz Kuzey İrlanda ve İskoçya ve Galler’de de geçerli ama asıl güzel yanı İrlanda için de kullanılabiliyor. İngiltere üzerinden geçmek kaydıyla kalacağınız gün kadar size kapıda giriş vizesi veriyorlar.

Albert Anıtı
Kensington Parkı, Albert Anıtı

Şunlar da aklınızda olsun!

  • Elektrik sistemi farklı olduğundan yanınıza uygun bir adaptör mutlaka alın.
  • Bahşiş zorunlu değilse de bekleniyor. %10-15 arası normal aralık. Bazen faturaya dahil ediliyor, o yüzden bahşiş bırakırken faturanızı mutlaka kontrol edin. Taksi için de bu geçerli.
  • Acil yardım numarası: 999
  • Free Wi-Fi’leri gösteren uygulama sayesinde şehirde internet sıkıntısı yaşamıyorsunuz.
  • Şehri kendi başınıza yürüyerek gezecekseniz hazırlanmış rotaları takip edeceğiniz City Walks ve Walk London işinize yarayabilir.
  • Eğer 3 kişiden fazlaysanız veya ailecek dolaşıyorsanız, pek çok etkinlik veya ulaşım için grup veya aile indirimlerinden yararlanın.
  • Londra’da uzun yıllardır hizmet veren London Walk’un düzenlediği turlar oldukça ilginç. Belirlenen saatlerde ve duraklarda hazır olan bir rehber eşliğinde geziyorsunuz. Yapılan yürüyüşlerdeki rehberler bazen barmen, doktor, editör, üniversite hocası, müzisyen, emekli bir öğretmen, arkeolojist hatta bir OBE bile olabiliyor. Sadece 10 poundluk ücretiyle rezervasyonsuz katılabiliyorsunuz. Websitesi: Walks
  • Eğer herhangi biletli bir etkinliğe gidiyorsanız mutlaka biletinizi online olarak alın… Size büyük zaman kazandıracağını unutmayın.
  • Araç kullanıyorsanız, soldan geçerli sistem olduğunu unutmayın.
  • Rahat bir yürüyüş ayakkabısı mutlaka alın.
  • Harry Potter, Jack the Ripper ya da London Hayalet turlarından birine katılın…
  • Londra sürprizlerle dolu bir şehir, sokaklarında kaybolun…

Yalnız gidilir mi?

Londra’da 4 yıldan fazla zaman geçirmiş biri olarak söyleyebilirim Londra benim kendimi en rahat hissettiğim yerlerden biri. Büyük bir şehir olmasına rağmen kanunlar öyle sıkı uygulanıyor ki, insanlar üzerinde oldukça caydırıcı bir etkisi var. Gece geç saatler de hiçbir tereddüt etmeden toplu taşıma kullanabiliyordum. Ancak ben büyük şehirlerde her zaman geç saatlerde ve ara/tenha sokaklarda dikkatli olmakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Daha fazla fotoğraf ve güncel gezileri kaçırmamak için instagram sayfamı takip etmeyi unutmayın: Figen Kokol

Yorumlar

Yorum Yaz

Save