Yeşili, sisi, yağmuru ve güzelim yaylalarıyla Artvin Doğu Karadeniz’in en güzel yerlerinden biri bana göre. Artvin’i bu kadar güzel yapan şey, el değmemiş ormanları, gölleri, şelaleleri, bulutlara komşu zirveleri ile inanılmaz bir coğrafyaya sahip olması sanırım. Hele bir de sonbaharda gitmişseniz. Sarının, turuncunun, kırmızının yeşille kucaklaşmasıyla oluşan görsel bir şölen karşılıyor sizi adeta. Gezmeye, bakmaya, fotoğraf çekmeye doyamıyorsunuz. 

Şavşat
Çağlapınar

Artvin’e gidiyorsanız çarşı pazar gezmeyi unutun. Öyle güzellikler görüyorsunuz ki bunlar aklınıza bile gelmiyor zaten. Neredeyse yüzde 95’i ormanlarla kaplı şehrin büyük bölümü sarp dağlarla çevrili. Şehri ikiye bölen Çoruh Nehri ise Artvin’e hem şekil hem de hayat vermiş. 

google.com, pub-5972524924788766, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Artvin’i anlatırken kültürüne, insanlarına değinmeden geçemiyor insan… Anadolu’nun neresine gidersem gideyim insanlar sizi öyle sıcak misafirperverlikle karşılıyor ki. İster tek olun isterseniz kalabalık bu hiç değişmiyor. Ama Karadeniz’de bunun üzerine birkaç katını koyun. Size yemek yedirmeden, hele çaylarını içirmeden bir yere bırakmıyorlar. Bahçesinde çadır kurduğum pansiyonlarda yediğim yemekler için “bu sefer bizden olsun” diye uğurlandım kaç kez. Çantanızı taşıyıp aracınıza bindirip her şeyin yolunda olduğundan emin olmadan bırakmıyorlar sizi.

Gürcü kültürünün etkisi

Artvin
Borçka Karagöl

Bölgedeki Gürcü kültürünün etkilerini fazlasıyla görüyorsunuz. Bölgede pek çok evde iki dil konuşuluyor. Türkçe başlayan cümleler bir anda Gürcüceye sonra yine Türkçeye dönüyor. Bazı ailelerin bir kısmı halen Gürcistan’da yaşıyor o yüzden gidiş geliş çok fazla. Gürcistan sınırında birçok sınır kapısının olması ve sadece kimlikle giriş çıkış yapılabilmesi işleri kolaylaştırmış. Artık Larinin TL karşısındaki gücü sayesinde sadece market alışverişleri için bile sınır geçen birçok Gürcü var. Batum’da da birçok Türk’e rastlamak mümkün.  Yemekler de tabi ki bundan payını almış. Ama sadece Gürcülerden değil, Lazlardan Anadolu’dan da etkiler görüyorsunuz Artvin mutfağında.

Artvin benim için uzun süre, “yıllar önce terkedilmiş bir memleket” olgusundan başka bir şey değildi.  Büyüklerin hakkında fazla şey hatırlamadığı, savaşların, göçlerin bir köşeden bir köşeye savurduğu silik anılarından ibaretti. Gitmem çok uzun sürdü ama bir kez gördükten sonra da âşık oldum. Türkiye’nin belki de en güzel doğasına sahip yeri olduğunu söylerken hiç de tereddütlerim yok açıkçası…  Ama memleket torpili yapmıyorum kesinlikle 🙂

Şavşat
Maden Köyü, Şavşat

Doğu Karadeniz’in insanı şaşkına çeviren coğrafyasında Artvin ve Rize benim iki favorim. Daha önce hazırladığım RİZE YAYLALARI  rehberine de bir göz atın, derim.

Bu yazı tabi ki Artvin’i anlatmaya yetmeyecek ama bir taraftan başlamak gerekiyordu. Cennet köşesi Artvin rehberi tüm detayları ile bu yazıda… 

ARTVİN GEZİLECEK YERLER

ARHAVİ

Mençuna Şelalesi

Türkiye’nin en güzel ve en yüksek şelalelerinden biri olan Mençuna Şelalesi, 82 metreden dökülen görüntüsüyle oldukça etkileyici. Mençuna, etrafındaki orman ve bitki örtüsüyle de eşsiz bir ortama sahip. Ortacalar Köyü üzerinden gidebileceğiniz şelale için önce Çifte Köprüler’e (3,5 kilometre) sonra Asma Köprü’ye ulaşmanız gerekiyor. Araçla şelaleye en yakın yer burası. Buradan da 20 dakikalık tırmanışla şelaleye varıyorsunuz. Bahar aylarında oldukça coşkun akan şelale, yaz aylarındaysa gelin duvağını andıran zarif bir görüntüye bürünüyor.

Çifte Köprüler

Ünlü köprüler, Karadeniz’de sıkça karşınıza çıkan kemerli köprülerin en güzel örneklerinden. Kamilet ve Soğucak derelerinin birleştiği noktaya kurulu köprülerin 1850’li yıllarda inşa edildiği tahmin ediliyor. Tek gözlü köprüler birbirine dik gelecek şekilde planlanmış. Arhavi’den Ortacalar Köyü’ne giderken 2,5 kilometre kala köprüleri göreceksiniz. 

HOPA

Yavuz Sultan Selim’in ismini verdiği Hopa, Artvin’in denize açılan iki kapısından biri. Yavuz Sultan Selim Trabzon valisiyken Batum’u almak için çıktığı sefer sırasında Hopa sahilini gören dağlarda konaklar. Sahil şeridinin güzelliğinden etkilenerek ona Acemce “güzel” anlamına gelen “Hop” ismini verir. Zamanla isim değişerek Hopa’ya dönüşür. 

Hopa, Sarp Sınır Kapısı’yla bizi Gürcistan’a bağlayan önemli bir geçiş noktası aynı zamanda. Karadenizlilerin bir ayağı gerçekten Batum’da. Hem ticaret hem kültürel olarak birbirine oldukça yakınlar. Tabi bunun altında Batum’un casinolar cenneti olması da yatıyor galiba… 

BORÇKA

Hopa’dan içeriye girdiğinizde sizi yeşillikler ve dağlar arasındaki Borçka karşılıyor. Buradaki çoğu yerleşim yerleri gibi burasıda dağların eteklerine kurulmuş. İlerlediğinizde sarp tepelerin yeşile boyandığı Borçka’nın derinliklerine giriyorsunuz ve Çoruh Nehri de size eşlik etmeye başlıyor. Hopa’dan Borçka’ya dolmuşlarla ulaşım imkânı var. 

Borçka Karagöl

Borçka Karagöl
Borçka Karagöl

Bazı yerler için ne söylense az kalır ya, Karagöl işte o yerlerden. Yeşilin en derin tonlarında kaybediyorsunuz kendinizi. Hele bir de sise denk gelmişseniz, sisin ağaçların arasında dolaşmasını izleyin mutlaka… Gerçek bir cennet köşesi. Çam ağaçları altında oluşturulan ahşap patikayla gölün çevresini yürüyebiliyorsunuz. Çöküntü gölü olan Karagöl, kendine özgü bitki çeşitliği ile de dikkat çekici…

google.com, pub-5972524924788766, DIRECT, f08c47fec0942fa0

Göle ulaşımın kolay olması nedeniyle yıl boyunca oldukça ziyaretçi ağırlıyor. Gölde kiralık sandallarla dolaşmak mümkün. Eskiden göl kenarı kamp yapılmasına izin verilirken şimdi otoparkın üzerindeki ormanlık alana kaydırılmış kamp alanı. Yeme içme için tek bir tesis var. Son gittiğimde gölün en güzel yerine piknik için kameriyeler yerleştirilmiş ve bu nedenle tam bir ziyaretçi akını altındaydı. Ayak bile basmaya kıyamayacağınız böyle bir güzelliğin bu kadar kolay feda edilmesi gerçekten çok üzücü.

Heba Yaylası 

Artvin
Heba Yaylası

Karagöl’ün otopark alanından geçerek ulaşabileceğiniz yayla muhteşem bir konuma sahip. Bir tarafından Karadeniz ve çam ağaçları arasındaki Karagöl manzarasını seyrederken diğer tarafında Karçal Dağları zirveleriyle beraber bir adım ötenizde uzanıyor. 2200 metredeki yaylada Karçal zirvelerinden gün doğumunu ve Karadeniz tarafındansa müthiş gün batımını izleyebiliyorsunuz. Patikalar sayesinde hem Atanoğlu Yaylası’na, Karçal Dağı eteklerindeki Beyazsu Yaylası ve Gorgit Yaylası’na oradan da Efeler ve Maçahel’in diğer köylerine ulaşmak mümkün. Yaylada elektrik yok güneş paneliyle elektrik üretiyorlar. Cep telefonları çekiyor.

Artvin
Heba Yaylası

Yaylada kamp yapabileceğiniz gibi konaklayabileceğiniz bir yayla evi bulunuyor. Yaylanın tek pansiyonu olan Heba Yaylaevi, muhteşem çift Burhan Abi ve Saniye Abla tarafından işletiliyor. Ev sahiplikleri kadar Saniye Abla’nın yöresel yemekleri de doyulmaz. Bu sonbaharda geçirdiğim 3 gün boyunca yaylanın tek misafiri olarak inanılmaz güzel zaman geçirdim kendileriyle. Birlikte topladığımız yabanmersinlerini kaynatıp yanıma verecek kadar da ince insanlar.

Atanoğlu Yaylası (Klaskur Yaylası)

Artvin
Atanoğlu Yaylası

2000 metrenin üzerinde müthiş manzaralara açılan sırta kurulu Atanoğlu Yaylası, komşusu Heba Yaylası kadar güzel bir yayla. Yöreye özel ahşap evlerle çevrili yaylaya çıkmak için Heba Yaylası için kullandığınız yolu kullanıyorsunuz. Yayla tabelasını gördükten sonra sağ taraftan devam etmeniz gerekiyor. Bu yaylada da elektrik yok ancak birçok ev güneş paneliyle kendi elektriğini üretiyor. Yaylada konaklama imkânı var.

Maçahel

Hem coğrafyası hem kültürüyle Türkiye’nin en özel bölgelerinden biri burası. Bölge, bitki çeşitliliği ve asırlık ağaçlarıyla Türkiye’nin tek biyosfer rezerv alanlarından biri olma unvanına sahip. Gürcistan sınırında yer alan vadi, kapalı coğrafyası sayesinde doğal yapısını korumayı başarmış. Tabi bu yapısının dezavantajlarını da yıllarca yaşamış. Kış aylarında kar yüzünden yollar 3-4 ay kapanınca bölge tamamen ulaşılmaz olur, hastalar ancak ellerde taşınarak Gürcistan’a götürülürmüş. Sınır olması nedeniyle de giriş çıkış maalesef oldukça zor oluyormuş. Şu an hem yolların yapılması hem de kimlikle sınır geçişin kolaylaşması ile Maçahel’de hayat biraz daha rahatlamış gözüküyor. 

Artvin
Maçahel

Gürcü kültürü yaygın olduğundan ismi de Gürcüceden geliyor.  “Avuç içi” anlamına gelen Maçahel’e bu ismi bölgenin coğrafyası nedeniyle verilmiş. Maçahel’in merkez köyü olan Camili Köyü etrafındaki beş köy (Efeler, Düzenli, Uğur, Maral ve Kayalar) bir avucu andırır şekilde yerleşmiş. Bu arada bölgenin Türkçe ismi ise Camili.  

Yörenin tek camisi ise Camili Köyü’nde. Yöresel mimariyle inşa edilen caminin yapımında yıllara meydan okuyan kestane ağacı kullanılmış. İçi ise yeşil ve kırmızının hâkim olduğu bitkisel motiflerle bezenmiş. Restorasyon geçiren cami 2018 yılında tekrar kullanıma açıldı. 

Kafkas arı ırkının bozulmadan günümüze kaldığı ender birkaç yerden olan Maçahel’in balı da eşsiz. Bölgedeki kestane ağaçlarında elde edilen bal hem her derde deva hem de çok lezzetli. TEMA Vakfı’nın uzun yıllar süren çalışmalarıyla arıcılık bölgenin en önemli gelir kaynaklarından biri haline gelmiş.

Yürüyüş patikalarıyla yaylalara bağlanan bölge, yürüyüşçülerin de en sevdiği rotalardan. Bölgede birçok konaklama imkânı var. Vadi içinden yaylalara çıkan oldukça zahmetli yol aracılığıyla Şavşat’a bağlanabiliyorsunuz. 

Maral Şelalesi

Maral Şelalesi, Maçahel
Maral Şelalesi, Maçahel

Maçahel’in içinden ulaşılan şelale Türkiye’nin sayılı büyük şelalelerinden biri. Çok yakına kadar araçla gidip sonra kısa bir yürüyüşle şelaleyi üstten izleyebileceğiniz bir seyir terasına geliyorsunuz. Dilerseniz dik ahşap merdivenleri kullanarak şelalenin döküldüğü yere kadar inebilirsiniz. Yukarıda çay kahve içebileceğiniz küçük bir çay ocağı da var. 

Ayrıca Borçka’dayken Beyazsu Yaylası, Gorgit Yaylası, Sırt Yayla, Efeler Köyü görülebilir. 

MURGUL

Delikli Kaya Şelalesi

Artvin
Delikli Kaya Şelalesi

Son yıllarda ön plana çıkan Delikli Kaya Şelalesi, büyüklüğü ile değil şekliyle oldukça ilgi çekici. Kayanın içerisindeki 4 metrelik bir deliğin içerisinden akan şelale suyun kayaları aşındırmasıyla oluşmuş. Görüntüsü çok güzel. Eğer fazladan 1-2 saatiniz varsa uğramanızı tavsiye ederim. Artvin yolu üzerinde, Murgul’a 10 kilometre uzaklıkta. Yolun bir kısmı toprak ama zorlu değil.  

ARTVİN MERKEZ

Bir yamaca kurulmuş Artvin, uzaktan adeta kartal yuvasını andırıyor. Şehri gezmek için dik yokuşlu yollardan tırmanmanız lazım. Şehir zamanla büyüyerek nehir kenarına kadar uzanmış. Bir tarafı dağlar bir tarafı Deriner Barajı’na bakıyor. 

5000 yıllık tarihi boyunca birçok kez el değiştiren Artvin, Osmanlı Dönemi’nde Livane olarak anılmış. Yavuz Sultan Selim ile Osmanlı egemenliğine girer. 1828 yılında savaş tazminatı olarak Ruslara bırakılan bölge, daha sonra İngiliz ve Gürcü işgaline uğrar. 23 Şubat 1921’de ise anavatana kavuşur. Şehir merkezindeki Osmanlı-Türk mimari şaheseri olan Artvin Kültür Evi ziyaret edilecek yerler arasında. Artvin kültürüne özgü süslemelerle bezeli bina, artık yöresel yemekleri tadabileceğiniz bir mekân olarak hizmet veriyor. Köylerde görülen ahşap camilerin aksine Merkez Çarşı Cami, kesme taştan yapılmış.

Artvin
Artvin, Çoruh nehri

Deriner Barajı bölgenin asi çocuğu Çoruh üzerine kurulmuş beş barajdan bir tanesi. Barajlar bölgeyi bir enerji havzasına çevirmiş. Çoruh üzerinde kurulu olan bu beş baraj Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın da sayılı büyük barajları arasında… Tabi ki barajlar, eskinin asi çocuğu Çoruh Nehri’ni uslu bir çocuğa çevirmiş. O zamanlar suyun şiddetinden kahverengi akan nehir artık turkuaz renginde. Bazı yerlerde aktığını bile anlamıyorsunuz, diyor yöre halkı. Şavşat yolu boyunca size eşlik eden nehir kollarına ulaştığınızda yine şiddetini koruduğunu görüyorsunuz. Bölge gezerken birçok koluyla Çoruh da size eşlik ediyor aynı zamanda. 

Atatepe

Şehri yukarıdan gören tepeye yerleştirilen Atatürk Heykeli 22 metre yüksekliğinde. Bu boyutlarıyla dünyanın en büyük Atatürk heykeli olduğu söyleniyor. Tepede yiyecek içecek bulabileceğiniz bir de kafe var. 

Hatila Milli Park – Cam Teras

Merkezden ulaşılan Hatila Vadisi Milli Parkı’nda kurulan Türkiye’nin en yüksek cam terası eşsiz bir manzaraya sahip. 220 metre yükseklikteki terastan vadiye bakmak cesaret istiyor ama gittiğinizde gördüğünüz manzara tüm tereddütlerinizi alıp götürüyor. 

Artvin Kalesi

Eski bir Gürcü kalesi olan Artvin Kalesi Osmanlılar zamanında elden geçirilerek kullanılmaya devam edilmiş. Çayağzı Mahallesi içerisinde yer alan kalenin yerden yüksekliği 70 metre. Askeri bölge içerisinde olduğundan ancak özel izinle giriliyormuş. 

Atabarı Kayak Merkezi

Kış aylarında gelenler için Artvin’de bir de kayak merkezi var. Merkeze 18 kilometre uzaklıktaki Atabarı Kayak Merkezi 1300 metrelik bir piste sahip. Mersivan Dağı eteklerine kurulu merkezde bir adet lift ve kar motorları imkânı var. Konaklama için Kafkasör Yaylası’nı kullanabilirsiniz. 

Kafkasör Yaylası

1250 metredeki doğal güzelliğiyle dikkat çeken yayla her yıl haziran sonunda yapılan boğa güreşleriyle ünlenmiş. Artık bir festivale dönüştürülen güreşler boyunca yayla nüfusu 10 binleri buluyor. 100 yıldır süren gelenekle yaz başında yayla göçü yapmadan önce boğaların güreştirilerek sinirlerinin yatıştırılması amaçlanıyormuş. Böylece sarp ve dar patikalardan geçerken yaşanacak kazaların önlenmesine çalışılmış. 3 gün süren güreşler için yetiştirilen boğalar kış boyunca özel besiye çekiliyor.  Güreşler nedeniyle boğa yetiştiriciliği bölgede bir tutkuya dönüşmüş. Yaylada konaklama imkânı var.

Artvin’e 10 km uzaklıktaki yaylaya yaz aylarında minibüslerle ya da kendi otomobilinizle çıkabiliyorsunuz. Festival zamanı ise belediye tarafından ayrıca seferler düzenleniyor. 

Maral Şelalesi, Maçahel
Artvin

ARDANUÇ

Cehennemdere Kanyonu

Ardanuç’un merkezine 7 kilometre uzaklıkta olan kanyonun adı çok fazla duyulmasa da büyüklükte dünyanın sayılı kanyonlarından olduğu söyleniyor. Girişi oldukça dar ve kayalık olduğundan yürüyüş ayakkabısıyla gitmekte fayda var. Bazı yerlerde gökyüzünü göremeyebiliyorsunuz. İlerledikçe genişleyen kanyonda manzaralar da güzelleşiyor. Şu an kanyonda herhangi bir düzenleme yapılmamış. İlginç kaya duvarları ve şekilleriyle meraklısı için etkileyici bir yer. 

Cag kebabı

Erzurum’un ünlü cağ kebabını Ardanuç’ta da denemelisiniz mutlaka. Artvinlilerin yatık döner de dediği kebabı yemek için en iyi adreslerden biri (Ersin) Dede Cağ Kebap. 

Ardanuç’a gelmişken Bilbilan Yaylası, Gevhernik Yaylası, Çuruspil Yaylası, Kuntul Yaylası ve Bulanık Köyü’ndeki Rabat Kilisesi gezilebilir. 

ŞAVŞAT

ŞAvşat
Yavuzköy, Seyir Terası

Yeşillikler içerisindeki Şavşat, galiba Artvin’in en güzel yerlerinden biri. Yaylaları, köyleri, gölleriyle muhteşem manzaralar sizi bekliyor burada. Sokaklarında dolaşırken herhangi bir Anadolu kasabasından farkını hissetmiyorsunuz, ancak asıl güzelliğini şehirden uzaklaştığınızda görüyorsunuz. 

İsmini Gürcüce “kara orman” kelimesinden alan Şavşat’ın en etkileyici yanı el değmemiş doğası. İlerledikçe güzellikler sarıyor etrafınızı. Köylere, yaylalara, zirvelere yakın göllere çıkarıyor yollar sizi. Maden Köyü, Erikli Yaylası, Arsiyan Yaylası gerçek yayla yaşamına şahit olabileceğiniz yerlerden birkaçı. En güzel örnekleriyle Şavşat evlerini bu yaylalarda görebiliyorsunuz. 

Şavşat
Yukarı Koyunlu

Artvin sınırlarında yer alan üç Karagöl’den biri de burada. En az Borçka kadar eşsiz bir güzelliği olan Şavşat Karagöl, ladin, çam ve köknar ağaçlarıyla çevrili. Yakınlardaki Aşağı Koyunlu Yaylası, Balık Gölü, Kocabey Kışlası, Papart Vadisi ve Gürcülerden kalma 10. yüzyılda yapılmış Tibet Manastırı görülebilecek yerlerden birkaçı.

Şavşat aynı zamanda dünyada Cittaslow / Yavaş Kentler akımını Türkiye’de uygulayan birkaç yerden biri…

Şavşat ile ilgili detaylı bilgilere ŞAVŞAT GEZİLECEK YERLER yazısından ulaşabilirsiniz. 

google.com, pub-5972524924788766, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Artvin
Maden Köyü

YUSUFELİ

Yusufeli’ne henüz gidemedim ama yürüyüşe merakım nedeniyle adını uzun zamandır duyuyorum. Kaçkar Dağları’na açılan kapı olan Yaylalar Köyü, yürüyüşçüler ve dağcılar için cennet. Ayrıca Yusufeli’nde Ciro Çağlayanı, Barhal Kilisesi, Okhta Ecclesia (Dört Kilise) Manastırı görebilir. 

Artvin’e nasıl gidilir?

Artvin’e gitmek için en çok kullanılan yol Trabzon, Rize, Hopa güzergahı. Uçak ile geliyorsanız en yakın havalimanı Trabzon veya Kars. Trabzon Havalimanı araç kiralayacaksanız birçok seçenek bulabileceğiniz bir yer. Eğer Ağustos gibi yoğun bir dönemde gidiyorsanız mutlaka önceden aracınızı ayırtın. Rize bölgesine oldukça fazla Arap turist gittiğinden bu mevsimlerde oldukça yoğunluk yaşanabiliyor. Araçla Trabzon Havalimanı’ndan Artvin merkeze gitmek yaklaşık 3 saat sürüyor.

Şavşat
Balıklı Göl

Toplu taşıma kullanacaksanız otogara giderek Artvin otobüslerine binebilirsiniz. Çok sık olmadıkları için gitmeden önce saatleri mutlaka teyit edin. 

Diğer bir seçenek ise Havaş’ın Hopa araçlarına binerek önce Hopa’ya gelmek, oradan da Artvin dolmuşlarına binmek. Eğer Şavşat’a gidecekseniz Artvin Otogar’ından Şavşat dolmuşlarına binebilirsiniz. 

Kars üzerinden gitmeyi özellikle Şavşat’tan başlayan bir gezi için tercih edebilirsiniz. Kars’a uçtuktan sonra önce Ardahan’a gelerek oradan da Artvin araçlarına binmeniz gerekiyor. Şavşat üzerinden Artvin merkeze ulaşabilirsiniz. 

Artvin’de ne yenir?

Artvin
Heba’da akşam yemeği

Artvin mutfağında Gürcü mutfağının etkileri çok fazla… Gürcü, Laz ve Anadolu mutfağının birleşmesiyle ortaya güzel bir karışım çıkmış. Cinçar (ısırgan otu) çorbası, silor, peynir eritmesi, kuymak, çadi de denilen mısır ekmeği, hamsili ekmek, cevizli kete, Laz böreği, karalahana sarması, karalahana kavurması, turşu kavurma, şalgam yemeği, hamsili pilav, benekli alabalık, cağ kebabı, kalaco buralarda bulabileceğiniz yöresel yemeklerden. 

Artvin’de nerede kalınır?

Artvin merkezde seçenek oldukça fazla. Ancak asıl gezilecek yerler ilçeler ya da yaylalarda olduğundan buralara yakın yerlerde konaklamak daha mantıklı.

Şavşat
Papart Vadisi

Borçka’da ailelerin işlettiği birçok pansiyon var. Nigozmeri dere kenarında ceviz ağaçları altında Hatice Hanım tarafından işletilen çok şirin bir pansiyon. Nigozmeri’nin bahçesinde çadır kurduğumda Hatice Hanım, ev yemekleri ile harika bir şekilde ağırladı beni. Sıcacık ekmekler ve yöresel yemeklerle size ziyaret çekiyor adeta. Yine bir aile işletmesi olan Lapera Pansiyon da yeşillikler içerisinde oldukça rahat bir mekan. 

Maçahel’de Sevgi Hanım işlettiği İremit Pansiyon, instagramda yeşilliklere açılan penceresiyle çok ünlü. Kenan Bey’in işlettiği Bumbulay Pansiyon ise Efeler Köyü’nde. Kenan Bey, pansiyonda kalanlar için yakın yerlere gezi etkinlikleri de düzenliyor. Ayrıca Tema Konukevi uzun yıllardır Maçahel’de hizmet veren yerlerden. 

Maçahel
İremit Pansiyon

Şavşat’ta iki gidişimde merkezdeki Beykonağı Şavşat Otel’de kaldım. Oldukça temiz ve rahat olan otelin sabah kahvaltıları da muhteşemdi. Bir kez de Yeşil Vadi Otel’in bahçesinde çadır kurduk. Otel kapsamında çok katlı bir bina ve bungalovlar var. Ücret karşılığı bahçelerine çadır da kabul ediyorlar. Ayrıca Ardahan yolu üzerindeki Laşet Motel hem yeri hem yemekleriyle kalmanızı önerebileceğim yerlerden biri. 

Bölgedeki birçok pansiyon bahçelerinde çadır kurmanıza müsaade ediyor. Çoğunluğu çadır için ücret almadıklarından ben bu durumlarda yeme içmeyi bu mekanlarda yapmaya çalışıyorum. Tek başıma çadırla seyahat ediyorsam pansiyon-otel veya restoran gibi mekanların bahçesine çadır kurmak bana daha güvenli geliyor açıkçası…

Şavşat
Yaylada sonbahar

Eğer tek başınıza değilseniz Şavşat’ta doğada birçok yerde çadır kurmanız mümkün. Tabi ki orman içlerine kurarken çok dikkatli olmak gerekiyor. Yaban hayatta her an karşınıza bir hayvan çıkabileceğini unutmayın. Bölgede ayı oldukça yaygın, o yüzden özellikle dikkatli olmakta fayda var. 

Başka neler var?

Doğu Karadeniz başlı başına çok özel bir coğrafya… Sayısız yaylası, şelalesi ve eşsiz mimarisiyle gezmekle, görmekle bitmeyecek güzellikler sunuyor size. Rize ve yaylaları, bu coğrafya da Artvin kadar özel alanlara sahip. Çamlıhemşin yaylalarında günlerce geçirip Kaçkarlar’a tırmanabilir, buzul göllerinde yüzebilirsiniz. RİZE YAYLALARI yazısında tüm detayları bulacaksınız.

Rize
Huser Yaylası’nda sis denizi

Trabzon ise merkezindeki tarihi mahalleleri, Sümela Manastırı, Hamsiköy, Hıdırnebi, Sis Dağı gibi birçok yaylası ve Uzun Gölü’yle çok özel rotalara sahip. 

Şavşat üzerinden sadece 1-2 saatte ulaşacağınız Kars ve Ardahan yaz kış her zaman farklı alternatifler sunuyor. 

Gürcistan, Batum
Ali – Nino Heykeli, Batum

Hopa üzerinden sadece 20 dakikada ulaşacağınız Sarp Sınır Kapısı sayesinde kendinizi bir anda Gürcistan sınırlarında bulabilirsiniz. Hem de sadece kimliğinizle… Batum, her tarzdan, her dönemden bir parça aldığı karma mimarisi, renkli gece hayatı, güzel plajları ile buralara gelmişken mutlaka uğramanızı önereceğim yerlerden biri. 

Erzurum’un ünlü İspir Yedigöller’i de etkileyici rotalardan biri olabilir.   

Daha fazla fotoğraf ve güncel gezileri kaçırmamak için instagram sayfamı takip etmeyi unutmayın: Figen Kokol

Yorumlar

  1. Hep gitmek isteyip ertelediğimiz yerlerden. Yazı da anlatımda çok güzel⭐️

    • Figen Cevapla

      Beğenmenize sevindim. Çok teşekkürler 🙂 Artvin’i mutlaka listeye alın, özellikle Şavşat… Her mevsimi çok güzel ama bir sonbaharını mutlaka görün, derim 🙂

Yorum Yaz

Save