Güneşin 300 gün eksik olmadığı, maviyle yeşilin kucaklaştığı, bana göre sadece Muğla’nın değil Türkiye’nin, içinde deniz olan en güzel ilçesi. Evet, itiraf ediyorum; bir Fethiye aşığının sayfasına denk geldiniz… Abartmıyorum, Fethiye gerçekten çok güzel. Her güzelin olduğu gibi ufak tefek kusurları var tabii, ama onları da hoş görüyorum ben… Fethiye’de gezilecek yerleri bu yazıda detaylıca anlatmak istedim. Harika bir Fethiye gezi rehberine hazır olun.

Muğla’nın her biri birbirinden özel ilçelerinden Fethiye eski adıyla Telmessos, kuruluşundan bugüne kadar yaşamın devam ettiği nadir yerlerden biri. Geçmişi MÖ önce 3000’li yıllara gitse de en eski kalıntılar MÖ 5. yüzyıla kadar uzanıyor. Likya, İskender, Roma, Bizans, Osmanlı bu topraklarda uzun zaman yaşamış, derin izler bırakmış.  

Böyle köklü bir tarih olunca Fethiye sadece doğal güzellikleriyle değil, tarih ve kültürel değerleriyle de çok öne çıkıyor. Gayet iyi durumda günümüze ulaşmayı başarmış birçok antik kent Fethiye sınırlarında…  Likya Yolu’nun hem başlangıç noktası hem de en güzel manzaraları bu topraklar üzerinde. 

“Dünyanın en güzel sahili”

Doğal güzellikler dediğinizde ise orada bir durmak gerekiyor. Türkiye’nin sembolü olmuş Ölüdeniz, tüm muhteşemliğiyle burada. Hatta, tüm dünya buna ikna olmuş ve onu “dünyanın en güzel sahili seçmiş”. Siz bir de bu güzelliği 2000 metreden bir paraşütle uçarken izlediğinizi düşünün. Koyları – plajlarıyla tam bir deniz tatili cenneti. Türkiye’de mavi tur yapabileceğiniz en güzel adreslerin başında geliyor. 

Neyse ki, doğal güzelliklerin bir kısmı çevre kanunlarıyla koruma altına alınmış. Fethiye sahilleri bir nebze olsa da koca koca tatil köylerinden kurtulmuş durumda. Denizse oldukça temiz. Ama kar etme içgüdüsü bazen koruma duygusunun önüne geçiyor. Kendine has bu güzelliği öne çıkarmak yerine, taklit küçük dünyalar yaratılmış, mesela Hisarönü gibi. Ya da Fethiye Körfezi’ne özensizce akan atık sular Fethiye’nin merkezinde denize girmeye müsaade etmiyor artık. Bu aslında genel olarak Türkiye’nin sorunu maalesef… Bazı yerlerde “illa bana gel, en güzeli bende” diye yol kesenleri saymıyorum bile…Bilinçli belediyecilik yanında, halktan ve işletmelerden de bilinçli bir turizm beklemek için çok geç değil bence… 

Bunların hepsini gölgede bırakan şeyse Fethiye’nin güzelliği. İlk kez çok yıllar önce Fethiye’ye gittiğimde aşık oldum. Daha sonra 2004 yılında ilk kez Likya Yolu’nu yürüdüğümde bana göre ‘Türkiye’nin en büyük projesi’ olması gerektiğini düşündüm burası için. Tüm dünyayı kendine çekecek güzellikte, çok özel bir deneyim. Tüm dünyada bunun sayısız örnekleri var. Faralya hala yaşamak ve ölmek için düşündüğüm iki noktadan biri. Fethiye’ye çok defa gittim ve her seferinde de aynı hayranlık duygularıyla döndüm. Fethiye’ye duygularım böyle açıkçası…

Benim için çok özel Fethiye’yi tanımaya başlayabiliriz artık. 

FETHİYE GEZİLECEK YERLER   

Fethiye – Merkez 

Fethiye merkez diğer yerlerin fazlasıyla gölgesinde kalsa da çarşısı, kordonu, balık pazarı, tarih sokakları ve yat limanıyla görülmeyi hak eden yerlerden. 

Paspatur Çarşısı

Fethiye merkezin en güzel yerlerinden biri belki de burası. Birbiriyle bağlantılı 4 – 5 sokaktan oluşan çarşının ahşap ve cumbalı evleri restore edilerek tarihi dokusu ortaya çıkarılmaya çalışılmış. Adını da içindeki Paspatur Suyu’ndan almış. Rivayete göre Fethiye’ye gelerek bu sudan içen buraya mutlaka tekrar gelirmiş. 

Çarşı, kafeler, restoranlar, barlar ve hediyelik eşya dükkanlarıyla dolu. Artık her yerde moda olan renkli şemsiyeli sokak, burada da var. Bir şeyler almasanız da sadece gezerek de keyif alacağınız bir yer. 

Balık Pazarı

Fethiye’ye has bir yer olsa gerek burası. Balık pazarına girip istediğiniz balıkçıdan aldığınız taze balıkları hemen yan taraftaki balık lokantalarında pişirterek yiyebiliyorsunuz. Balığınız pişene kadar da mezelerin tadına bakıp içkinizi yudumlayabiliyorsunuz. Balık istemezseniz tabi ki başka alternatifler de mevcut. Çınar ağacının etrafına kurulu masalarıyla ve fasılıyla güzel bir atmosferi var. 

Merkezdeyseniz ya da yakınlardaysanız bir akşam yemeğinizi mutlaka buraya ayırın.  Sabah 08.00 – 24.00 arası açık.

Fethiye Arkeoloji Müzesi

İlk dönemde açık hava müzesi olarak başlayan müze, bölgede çıkan eserlerin artması sonucu 1987 yılında tamamlanan yeni binasına taşınmış. Modern müze salonunda sergilenen eserlerin çoğu kazılardan toparlanmış. MÖ 3000 yılından Osmanlı’ya kadar uzanan dönemi yansıtan önemli eserlerin arasında Letoon’dan getirilen Üç Dilli Yazıt, Izraza Anıtı, İki Dilli Anıt’ı sayabiliriz.

Telmessos Antik Kenti ve Amintas Kaya Mezarları 

Telmessos Antik Kenti bugün Fethiye olarak anılan bölgenin eski yerleşim yeri aslında. Tarihte bugüne kadar kesintisiz yerleşim yeri olma özelliğini koruyan antik kentlerden biri… Telmessos’un tarihi kesin olmamakla birlikte 3000 yıl öncesine dayandırılıyor. Söylentilere göre de adını Apollon’un oğlu Telmessos’tan almış. 

Tarih boyunca birkaç kez yakılıp yıkılmış yeniden hayata dönmüş. Ancak antik kentten fazla şey kalmamış günümüze. Son dönemde ortaya çıkartılan antik tiyatronun yanı sıra Amintas Kaya Mezarları ve lahitlerini görebiliyoruz bir tek. Antik tiyatro ise Roma dönemi özelliklerini taşıyor ve dönemin tiyatroları arasında denize bu kadar yakın konumda olan ender tiyatrolardan.

Fethiye içinde dolaşırken karşınıza çıkan kaya mezarları Fethiye’nin tarihsel zenginliğinin sembolü gibi tepelerden herkesi selamlıyor. Likya dönemi eserleri olan kaya mezarları 4. yüzyıldan kalma. Şehrin simgesi haline gelen mezarların yanına çıkarak yakından görmek mümkün. 100 kadar merdivenle çıkılan mezarları ve manzarayı gördüğünüzde kesinlikle değdiğini düşüneceksiniz. Kitabesinden anlaşıldığı kadarıyla Amintas’a ait olduğu bilinmekle birlikte kendisinin kim olduğu tam olarak bilinmiyor. 

Fethiye Kalesi 

Amintas Kaya Mezarları’nın hemen sağında yer alan kale, muhteşem bir manzaraya sahip. Kalenin yapılış tarihiyle ilgili çok bilgi bulunmamakla birlikte Rodos şövalyelerine dayandıranlar var. Kaleden günümüze eski bir yazıt ve sarnıçtan başka fazla bir şey kalmamış. Eğer kaya mezarlarına geldiyseniz buraya kadar çıkarak manzarayı seyredebilirsiniz. 

Şövalye Adası – Fethiye Adası 

Megri Adası ya da diğer ismiyle Şövalye Adası, Fethiye’nin hemen karşısında.  İnce uzun yapısıyla adeta Fethiye’ye bir giriş kapısı… Hemen önünde uzanarak Fethiye’ye korunaklı konum sağlıyor. Adını da Rodos Şövalyeleri’nden almış. O zamanlar şövalyelere yerleşim olmuş ada, bugün bölgede üzerinde tek yerleşim olan adalardan biri. Konutların yanı sıra üzerinde oteller ve kafeler de var. 

Karadan 2 – 3 kilometre uzaklıktaki adaya gitmek için merkezden kalkan deniz otobüslerini kullanabilirsiniz. 

Çalış Plajı

Fethiye içerisinde denize girilebilen nadir yerlerden biri olan Çalış Plajı, merkeze sadece 7 kilometre uzaklıkta. 4 kilometre uzunluğundaki sahili Fethiye’nin diğer yerleriyle karşılaştırılacak olursak öyle muhteşem değil. Etrafta birçok otel, restoran, bar ve kafe bulunuyor, merkezi yerde kalmak isteyenler için iyi bir alternatif. Çalış Plajı’nın sonundaki “kuş cenneti” ismi verilen bölgede birçok farklı türden kuşa denk gelebiliyorsunuz. 

Bölge aynı zamanda rüzgar sörfü için uygun. Gün batımlarını seviyorsanız burası aynı zamanda en doğru adres…

Ölüdeniz – Kıdrak Tabiat Parkı 

Türkiye, demek benim gözümde bu manzara demek. Çok kesin bir yargı gibi gelebilir ama benim gözümde ülkemizi temsil eden en güzel ve en değerli manzaralardan biri. O rengi, o manzarayı bir kez gördüğünüzde artık bu manzara denizle özdeşleşen bir hal alıyor. Deniz demek, mavi demek o oluyor. Ölüdeniz mavisi diye bir şey var. Zaten İngilizce ismi de “Blue Lagoon” yani Mavi Lagün… Hele bir de yukarıdan görürseniz çamların yeşili ve denizin mavisi büyüleyici bir ortam oluşturuyor.

Neyse ki, biraz da olsun değerini bilip özel çevre kanunlarıyla koruma altına almışız. Buna rağmen tabii ki, eleştirecek çok şey var ama ülkemiz şartlarında buna da şükür diyoruz. 

Ölüdeniz’e inerken önce Belcekız sahiline geliyorsunuz oradan sağ tarafa giderseniz tabiat parkı girişine ve Kumburnu’na ulaşıyorsunuz. Tabiat parkına giriş ücretli, bir firma tarafından işletiliyor. Tuvalet, kabin, kafeterya, piknik alanları mevcut. İsterseniz şezlong ve şemsiye kiralayabiliyorsunuz isterseniz de kalan kumsalı serbestçe kullanabiliyorsunuz.  

Derinliği az olan lagün tarafı da, aniden derinleşen deniz tarafı da güzel ama ben deniz tarafını daha çok tercih ediyorum. Su sporları (kano, parasaling, su kayağı ve banana) yapma imkanı var. Koyun etrafında dolaşmak, yürüyüş yapmak mümkün. 

En iyi Ölüdeniz manzarası için ilk tavsiyem yamaç paraşütü yapmak. Diğer yerler ise Kayaköy’den Ölüdeniz rotasının son etabı ya da Likya Yolu’nun başlangıç noktasından bir süre sonra karşınıza çıkan manzara noktaları. 

Ölüdeniz giriş ücreti şahıs 9 TL, indirimli şahıs 4,5 TL, bisiklet 9 TL, motorsiklet – ATV 18 TL, otomobil 27 TL, minibus 81 TL, otobüs 243 TL.

Ölüdeniz Merkez ise begonviller içerisinde kafeler, restoranlar, hediyelik eşyalar ve otellerle dolu küçük bir yer aslında. Sahile bakan yerler genelde restoran ya da kafe. Güzel yerler var ama bazen ısrarcı olabiliyorlar. Bunların hemen ön tarafı ise yamaç paraşütçülerinin iniş alanı. Her an kafanızın üzerinden birileri geçebiliyor. Onun önü de Belcekız sahili. Bu kumsalda da yine kabinler, tuvalet ve şezlong kiralayabileceğiniz yerler var.

Ölüdeniz’de eskiden küçük bir yerken şimdi vadiden içeri doğru oldukça büyümüş durumda. Bunların çoğu otel, pansiyon ya da butik otel. Eğlence yerlerini ve yamaç paraşütü atlayış firmaları da yine buradaki sokaklar üzerinde bulabiliyorsunuz.  

Hisarönü – Ovacık

Hisarönü son dönemde Fethiye’nin önüne geçti galiba. Özellikle yabancı turiste hitap eden bölgeye ilk gittiğimde minik İngiltere modeliyle beni şaşkına çevirmişti. Her yerdeki

İngilizce tabelaları görüp herkesin İngilizce konuştuğunu duyunca şaşırıyorsunuz gerçekten. Gündüzleri sakin bir kasaba görünümündeyken geceleri başka bir renge bürünüyor. Restoranlar ve kulüplerden gelen müziklerle bölge adeta coşuyor. Biraz abartılı olsa da Hisarönü, eğlence arayanlar için doğru adres. Ama bölgeye özgü çok fazla bir şey bulamayacağınızı bilin. 

Babadağ’ın eteklerindeki Ovacık ise Hisarönü’nün Fethiye’den gelirken başlangıç kısmı. Burası da eğlence ve konaklama açısından Hisarönü’yle aynı tarzda yerler bulabileceğiniz bir yer. 

Bölgeye Fethiye’den kalkan Ölüdeniz dolmuşlarıyla 18 – 20 dakikada ulaşılıyor. Buradan da Ölüdeniz 10 dakikalık bir mesafe var. Kayaköy’e gitmek için yine Hisarönü’ne gelmeniz burada Kayaköy yönüne giden dolmuşlarına binmeniz gerekiyor. 

Kayaköy

Kayaköy ilgili genelde yapılan yorum bir hayalet köy olduğu. Gerçekten de köyün sokaklarını gezerken insan garip bir hüzne kapılıyor. Antik dönemde Karmylassos olarak bilinen bölgenin geçmişi MÖ 4. yüzyıl öncesine kadar gidiyor. Bir tepenin yamacına yapılmış şu anki yapılar ise Osmanlı’nın son dönemi 19 – 20. yüzyıllarda Rumlar tarafından yapılmış. 

Kayaköy’ün hikayesine gelince… Müslümanlarla birlikte uzun dönem iç içe yaşayan azınlıklar, Kurtuluş Savaşı’nın bitimiyle imzalanan mübadele şartları gereği 1923 yılında Batı Trakya’daki Türklerle yer değiştirmiş. Ancak buraya yerleştirilen Türkler burada yaşamaya alışamayınca zamanla burayı terke etmiş ve yıllar içerisinde doğal şartlar ile şu anki halini almış. 

Köyde 350 – 400 civarında taş ev mevcut. Aynı zamanda 2 büyük kilise, bir okul ve gümrük binası bulunuyor. Son gittiğimde birkaç bina düzenlenerek ufak tefek el işleri satılan yerlere dönüştürülmüştü. Ama genel olarak bölge koruma altında olduğundan herhangi bir inşaat vs. yapılamıyor. 

Kayaköy giriş ücretli 12,5 TL. MÜZE KART geçerli. 

Kayaköy Sanat Kampı

Farklı sanat ve el becerileri atölyelerinden doğa yürüyüşlerine, yüzmeden yogaya çeşitli aktivitelere katılabileceğiniz yeşillikler içerisinde çok güzel bir kamp yeri. Hem de Kayaköy’ün muhteşem atmosferine çok yakın. Kısa yürüyüşlerle etraftaki diğer güzelliklere de kolayca ulaşabiliyorsunuz. 

Bilgi için: KAYAKÖY SANAT KAMPI

Kelebekler Vadisi

Adı bile insanı heyecanlandırmaya yetiyor, değil mi? Eğer mevsiminde giderseniz milyonlarca kelebeği bir arada görebileceğiniz başka bir diyar. Deniziyle konumuyla öyle özel bir yer ki, insanın başını döndürebiliyor. Sadece denizden ulaşabileceğiniz vadi, 1995 yılından beri koruma altında ve birinci derece özel alan sayılıyor. 80’nin üzerinde farklı kelebek çeşidini bir arada görebiliyorsunuz. 

İçerisinde yazın açılan bir lokanta haricinde bir yerleşim yok. Konaklama için sadece çadırlar ya da çardakları kullanabiliyordunuz, son dönemde birkaç bungolov da yapılmış durumda. 

Fethiye gezilecek yerler
Kelebekler Vadisi sahili

Babadağ’ın eteklerindeki vadinin içerilerine yürürseniz Faralya Köyü’ne ya da şelaleye ulaşıyorsunuz. Aslında köye çıkan bu patika vadiye geliş için ikinci bir alternatif ancak tehlikeli inişler içerdiğinden yürüyüş tecrübeniz yoksa tavsiye edilmiyor. Bir iki yerde ip kullanmanız gerekiyor. İlk gelişimde buradan iniş yapmıştım ama son dönemde kullanımına izin verilmiyor, diye biliyorum. 

Kelebekler Vadisi’ne ulaşım için Ölüdeniz’den tekne kiralayabilir ya da dolmuş yapan teknelere binebilirsiniz. Dönüşü de istediğiniz saatte, yine bu teknelerle yapabiliyorsunuz (son saati kaçırmamaya dikkat edin). Bazı 12 Adalar Turları da buraya kısa süreli uğrayarak yüzme molası veriyor. Biraz koşturma oluyor ama ilk kez gidenler bu az zamanda atmosferini görme şansı bulabiliyor. 

Kelebekler Vadisi’ne gitmeden manzarasını görmek isterseniz Ölüdeniz – Faralya yolunu takip ettiğinizde karşınıza çıkacak. Biraz tehlikeli bir yer, poz verirken – fotoğraf çekerken çok dikkatli olmak gerekiyor.  Ama manzarası muhteşem…

Faralya

İlk gidişim 2000’lerin başında, Likya Yolu yürüyüşü içindi. Tamamen bakir, sessiz sakin manzaralı bir dağ köyü olması dışında bir şeyi olmayan ama insanın aklını başından alacak başka birçok şeye sahip bir köydü. Yıllarca yaşlanmak istediğim ilk yerdi. Sonra Dalyan bir parça öne geçti ama hala en sevdiğim yerler arasındadır. 

Ölüdeniz üzerinden gidebileceğiniz Faralya’nın diğer adı Uzunyurt. Denizden tam 440 metre yükseklikte bir cennet köşesi desem abatmış olmam. Times dergisi bile burayı “Türkiye’nin 6 gizli cennetinden biri” olarak tanımlamış. Sırtını Babadağ’a yansıyan köy, Likya Yolu üzerinde bulunuyor. İlk etap buradan geçiyor. 

Faralya’nın orta mahalle ismi verilen bölümü Kelebekler Vadisi ve Aktaş Plajı’na bakarken Kabak Mahallesi’nin manzarası ise Kabak Koyu’na bakıyor. Bölge yürüyüşçülerin, sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin tercih ettiği yerlerin başında geliyor. Özellikle Kabak Koyu ve yamaçlara yapılan tesisleri ile son dönemde sakin turizmin ilk adreslerinden biri oldu. Özellikle balayı için yer arayanların.

Köyden Kelebekler Vadisi’ne inen bir patika var ancak dediğim gibi oldukça tehlikeli bir parkur olduğundan son dönemde kullanılmıyor, diye biliyorum. Son durumunu öğrenmeden yola düşmeyin, lütfen. 

Aktaş Sahili

Faralya’nın koylarından olan Aktaş Plajı güzel denizi ve sakin ortamıyla uğrayabileceğiniz yerlerden. Burası Aktaş Camping tarafından işletiliyor daha çok bir çay bahçesi ortamı var. Denize kayalardan girmeniz gerekiyor ama yanda küçük çakıltaşlı bir sahili de var.  Kendi çadırınızı getirerek ya da tesisten çadır kiralayarak konaklayabilirsiniz. Kabak Koyu’na 4 kilometre mesafede ve servis bulunuyor. 

Kabak Koyu

Faralya Köyü’nün hemen altında yer alan Kabak Koyu bölgenin eşsiz doğal güzelliklerden diğeri. Yeşillikler içerisindeki küçük sahili birkaç tesisiyle doğa içerisinde tatil yapmak isteyenler için birebir. Eskiden çadırla kalabileceğiniz birkaç kamp alanı ve birkaç bungalovdan başka bir yer yokken şimdi 5 – 6 tesis açılmış durumda. Ancak bunların hepsi doğal yaşama uyumlu yerler. Havuzlu ve şık yerler olsa da fazla lüks beklentisiyle gitmemekte fayda var. 

Kabak Koyu’na araçla ulaşım yok. Var olan yola aracını kimse de sokmak istemiyor. O yüzden aracınızı üst mahalleye park ettikten sonra ya yürüyerek ya da dolmuş yapan minibüsle sahile inebilirsiniz. Eskiden traktör kasasında iniliyordu ama şimdi biraz daha iyi şartlarda gidiş. Araç sizi kalacağınız tesisin kapısına kadar bırakıyor. 

Çadır kuracaksanız yine duş – tuvalet hizmeti veren kampingler ve alışveriş yapabileceğiniz bakkal da bulunuyor. 

Kabak Koyu’nda şelaleye yürüyebilir, Likya Yolu’nun etaplarında kısa yürüyüşler yapabilirsiniz. Bir alternatif de Cennet Koyu…

Cennet Koyu

Kabak Koyu’ndan gidilen Cennet Koyu çam ağaçları gölgesindeki küçücük sahiliyle adı gibi bir cennet köşesi. Gidişin iki yöntemi var; Kabak’tan tekneye binmek ya da 4 kilometrelik 1,5 – 2 saatlik bir patikayı yürümek. Yol orta zorlukta, çok inişli çıkışlı değil ama kayalık zemin zaman zaman zorlayabiliyor. 

Koyda sadece çadırlarda konaklama yapabileceğiniz küçük bir tesis var. Tesise sahilden 5 – 10 dakikalık bir yürüyüşle çıkış yapmanız gerekiyor. Dilerseniz tesiste ya da sahilde kendi çadırınızda kalabiliyorsunuz. Tesis ücretli ama sahil ücretsiz. 

Denizi muhteşem ama bazen dalgalı olabiliyor. Sakin ve sessiz bir tatil arayanlar için ideal. 

Babadağ

Koruma altına alınan 100 dağdan biri olan Babadağ 2000 metrelik yüksekliğiyle Fethiye’nin de Türkiye’nin de özel yerlerinden biri. Bitki örtüsü, yaban hayatı ve yamaç paraşütüne uygun hava koşulları onu özel yapan şeylerden. 

Nadir bulunan sedir, ardıç, andız, sandal, defne ağaçları ve çam ağaçlarıyla kaplı dağda birçok başka endemik bitki de yetişiyor.

Babadağ’ı en ünlü yapan şeyse yamaç paraşütü. 1600 – 1700 – 1800 metrelerde olmak üzere üç ayrı piste sahip Babadağ’dan atlamak inanılmaz bir deneyim. Bunun tüm detaylarını FETHİYE’DE YAMAÇ PARAŞÜTÜ DENEYİMİ yazımda anlattım. Göz atabilirsiniz. 

Tepede manzara izleyerek yemek yiyebileceğiniz bir gril bar var. Özellikle gün batımlarında burası çok güzel oluyor. Ayrıca paraşütten atlayanları da izleyebiliyorsunuz. 

Gemile Plajı ve Gemile Adası

Fethiye’nin güzel koylarından bir diğeri de burası. Karadan ve denizden ulaşabileceğiniz plaj Kayaköy’e 6 kilometre mesafede. Zeytin ve çam ağaçları arasındaki plaj son yıllarda özellikle daha popüler hale geldi. Koyda ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bir tesis ve sahilde şezlong – şemsiyeler bulunuyor. 

Fethiye gezilecek yerler
Gemile Koyu ve Gemile Adası

Koyun karşısında yer alan Gemile Adası, yine görülecek yerler arasında. Eski adı Aziz Nikola olan adada Bizans döneminden kalma kilise kalıntıları bulunuyor. Büyük kilisenin freskleri de oldukça iyi durumda. Adada iki kiliseyi birbirine bağlayan bir tünel varmış ancak günümüze sadece bir kısmı ulaşabilmiş. Adadaki kalıntıların bazıları depremler yüzünden su altında, bu batıkları deniz üzerinden görebiliyorsunuz. Adaya plajdan ya da Fethiye’den teknelerle ulaşılabiliyor. 

Gemile Adası’na giriş ücreti 15 TL. MÜZE KART geçerli.

Afkule Manastırı Harabeleri

Kayaköy yakınlarında, Gemile Koyu manzarasına sahip denizden 400 metre yükseklikteki manastır kalıntıları bölgenin en ilginç yerlerinden biri. Elefterios adlı bir keşiş tarafından 10 metrelik bir alana kayaya oyularak yapılan bu manastırda ömür boyu çile çektiği rivayet ediliyor. Bu yüzden diğer bir adı Çileler Manastırı. Adı manastır ama 10 metrekarelik küçük bir ibadet yeri aslında. İki katlı yapıda kayalara oyulmuş iki oda bulunuyor. Dik yamaçta yer aldığından Sümela Manastırı’na benzetenler de var. Gitmek için Kayaköy’den Gemile Adası giderken Afkule tabelasını takip etmeniz sonrasında kısa bir yürüyüş yapmanız gerekiyor.

Giriş ücretsiz.  

Yediburunlar 

Likya Yolu’nun en muhteşem manzaralarından biri burada. Tepelerden baktığınızda denize uzanan burunlar silsilesi öyle harika bir görsel oluşturuyor ki, bakmaya doyamıyorsunuz. 

Eskiden buraya Kutsal Burun denirmiş ama artık Yediburunlar olarak anılıyor, burunların isimleri ise şöyle: Yediburunbaşı, Kötü, Sancak, İnkaklık, Yassı, Kılıç, Zeytin…

Yürüyüşçüler için çok fazla seçenek var. Yakınlardaki Dodurga Köyü’ne, Lykia yerleşimlerinden olan Sidyma’ya, Sancaklık Limanı’ndaki Kalabantia Antik Kenti’ne, Minare Köyü’ndeki Pınara Antik Kenti’ne yürüyüşler yapabilirsiniz.  Burası ayrıca tırmanışçıların da sevdiği bir yer olmuş ve farklı kaya rotaları oluşturulmuş.

Son dönemlerde açılan Yediburunlar Lighthouse ise buranın en dikkat çekici tesislerinden. 7 odalı tesis Avrupa’nın en güzel 100 otelinden biri seçilmiş. Her biri birbirinden güzel odalarda kalmanın bedeli ise 5 – 14 bin TL arasında değişiyor.

Saklıkent Milli Parkı

Fethiye sıcağından korunacağınız yerlerin en başında Saklıkent geliyor. 18 kilometrelik Saklıkent Kanyonu dar ve dik kaya duvarları arasından buz gibi akan sularıyla sizi fazlasıyla serinletmeye yetecek. Fethiye – Antalya yoluyla gidebileceğiniz kanyon, Türkiye’nin en uzun kanyonu olma özelliğine sahip. Bir kısmını ahşap iskele üzerinde kalan kısmını ise kanyon zemininde yürüyorsunuz. Mevsimine göre zaman zaman yükselen su içinden bazen de kumluk alandan yürümek gerekiyor. 

Kanyonun tamamını yürümek oldukça zor. Su geçişlerinde ve bazen taş zemin üzerinde kayma riski olduğundan ayağınızda uygun bir şeyler olmasına dikkat edin. Tecrübeniz yoksa böyle bir şeye hiç kalkışmayın. Zaten ilk birkaç yüz metre kanyonun havasını almak için oldukça zevkli. 

Kanyon girişinde bir şeyler yiyip içebileceğiniz bir çay bahçesi var. Dış alanda da yine suların üzerine kurulmuş çay bahçeleri bulunuyor. Buz gibi suyun üzerinde serin serin çayınızı içmek için harika duraklar. 

Saklıkent giriş ücreti yetişkin 9 TL, öğrenci 4,5 TL. MÜZE KART geçerli değil.

Şelale Yaka Park

Saklıkent – Tlos taraflarına gidiyorsanız uğrayabileceğiniz yerlerden birisi de burası. Yeşil ile su harika bir uyum sağlamış. Her yerden fışkıran sular size hem serinlik hem de güzel bir enerji veriyor. Yeme içme imkanı bulabileceğiniz tesiste buz gibi suyun içerisinde 15 dakika durabilirsiniz burada yeme-içme bedavaymış. 

Gizlikent Şelalesi

Kayadibi Köyü yakınlarındaki Gizlikent, Saklıkent’e kadar gidecekseniz yolunuzu buraya kadar uzatmaya değecek güzellikte. 15 – 20 metreden dökülen şelale gerçekten adı gibi gizli cennet bir köşe. Etrafında yeme-içme ve oturma imkanı var. Şelaleye girebildiğinizden yanınıza mayonuzu da mutlaka alın. 

Gizlikent’e gitmek için Saklıkent’e 600 metre kala göreceğiniz tabeladan saparak devam edin. Son noktaya geldiğinizde araçtan sonra 250 merdivenlik bir iniş ve 300 metre kadar yürüyüş sizi bekliyor. 

Şelaleye giriş ücreti yok ama aracınız için otopark ücreti ödemeniz gerekebilir. 

Katrancı Tabiat Parkı

Yanıklar tarafındaysanız uğramanız gereken yerlerden biri de Katrancı Tabiat Parkı. Harika bir koy içerisinde yer alan tabiat parkında çadır ve karavanla konaklama yapabiliyorsunuz. Aynı zamanda yanındaki Kızlar Koyu da tabiat parkı sınırları içerisinde. 

Çam ve okaliptüs ağaçları arasındaki parkın denizi son derece güzel, etrafta doğa yürüyüşleri yapabileceğiniz patikalar var. İsterseniz günü birlik kullanabiliyorsunuz. 

Park giriş ücreti kişi başı 9 TL, indirimli 4,5 TL, otomobil 27, Motor 18, otobüs 243 TL.

Yeşil Vadi Doğa Park 

Fethiye’ye gelmişken sadece deniz tatili peşinde değilseniz yeşile doğaya meraklıysanız uğramanız gereken yerlerden biri de Yanıklar Köyü yakınlarındaki doğa parkı. Burası Yakapark gibi her tarafından sular akan yeşillikler içinde güzel yerlerden biri. Park içerisinde kamp alanı ve piknik alanı yanı sıra çay bahçesi de bulunuyor.

Kadyanda Antik Kenti ve Yeşilüzümlü Köyü

Yeşilüzümlü sınırlarında yer alan Kadyanda Antik Kenti, Likya’nın önemli kentlerinden biri. Birçok Likya şehrinde olduğu gibi dik bir yamaca kurulu olan şehir, sur duvarları ile çevriliymiş. Roma döneminde kullanıma devam edilen koşu pisti, agora, tiyatro, hamam gibi binalar uzmanlara göre buranın tam bir şehir kimliği taşıdığının göstergesi olduğunu söylüyor. Günümüze kalan eserlerin birçoğu da Roma dönemine ait eserler. MS 7. yüzyıla kadar yaşam olan şehirde o tarihlerden sonra yaşamın izlerine rastlanmıyor. 

Fethiye Müzesi müdürlüğü kazı çalışmaları sırasında şehre bir gezi yolu düzenlemesi yapmış. Kenti 5 kilometre uzunluğundaki yol ile rahatça gezme imkanı buluyorsunuz.  Giriş ücreti yok. 

Yeşilüzümlü Köyü ise bağlarıyla ünlü bir köy. Eski adı bağlardan dolayı “üzümlü” iken sonra başına “yeşil” eklenmiş. Köyde İngiliz nüfusu fazla olduğundan köy, biraz daha farklı bir yapıya sahip. Köyün bir de Kuzugöbeği Mantar Festivali isimli bir festivali var. Her yıl nisan ayında düzenlenen festivalde 3 gün boyunca mantar türleri hakkında bilgi alabiliyor ve rehberler eşliğinde mantar avı etkinliklerine katılabiliyorsunuz.

Köyde evlerin bir kısmı pansiyon hizmeti verdiğinden konaklama bulmak mümkün. Kadyanda Antik Kenti gezisi ile birlikte düşünülebilir. 

Tlos Ören Yeri

Saklıkent Yolu üzerindeki Tlos Ören Yeri Fethiye’ye 40 kilometre uzaklıkta. Sarp bir yamaca kurulu olan antik kentin özelliği başka hiçbir Likya şehrinde olmadığı kadar geniş bir alana kurulu olmasıymış. Bu yüzden Tlos için şehir yerine ülke ifadesi kullanılırmış. Likya Krallığı’nın önemli şehirlerinden biriymiş o dönemde.  

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Tlos birçok semt ve mahalleden oluşuyor. Kentten günümüze stadyum, amfi tiyatro ve akropolden bölümler kalmış. Kent farklı dönemlerde de kullanılmaya devam edilmiş. Mesela Osmanlı döneminde kalma yerleşim izlerini de görebiliyorsunuz şehri gezerken.

Tlos giriş ücreti 12,5 TL. MÜZE KART geçerli.

Pınara Antik Kenti

Likya Birliği’nin önemli şehirlerinden olan Pınara Antik Kenti Babadağ eteklerinde kurulmuş yerleşim yerlerinden biriymiş. MÖ 334 yılında Büyük İstender’in saldırılarına direnemeyerek kısa zamanda teslim olmuş. 

Bu etkileyici kenti gezerken kaya mezarları, lahit mezarlar, hamam, tiyatro, agora ve odeon gibi bölümleri görebiliyorsunuz. 

Pırana’ya giriş ücretsiz 

Letoon Antik Kenti

Yerleşim izleri MÖ 7. yüzyıla kadar uzanan Letoon da Likya Birliği’ne bağlı şehirlerden biri. Adı Tanrıça Leto ile anılan antik kentte uzun zamandır yapılan kazılarda şehrin politik ve dinsel önemine ait bilgilere ulaşılmış. MS 7. yüzyıla kadar yaşayan şehir daha sonra terkedilmiş. 

Şehir içerisinde en önemli kalıntılar yan yana sıralanan 3 ayrı tapınak binasına ait. Bu tapınaklar Tanrıça Leto ve çocukları Artemis ve Apollon’a adanmış. Kazılardan çıkan bazı parçalar ise Fethiye Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Letoon antik Xanthos ile beraber UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan antik kentlerden biri. 

Letoon giriş ücreti 15 TL. MÜZE KART geçerli

Göcek

Sonda olmasına bakmayın Göcek, Fethiye’nin en göz kamaştıran yerlerinden biri. Doğal bir liman olan coğrafyası sayesinde küçücük bir köyken yat turizmi sayesinde son yıllarda önemi ve ünü gittikçe arttı. Yatçılığın merkezi haline gelen Göcek’in ünü Türkiye’nin ötesine geçip dünya sosyetesine kadar ulaştı.  Bu yüzden burası için jet sosyetenin buluşma noktası dersek abartmış olmam sanırım. Her an koca koca lüks teknelerden birine denk gelmek mümkün burada. 

Etrafındaki koylar ve adalar öylesine etkileyici olunca şaşırmamak lazım bu popülerliğe. Mavi tur yapacakların da merkezi aynı zamanda. Göcek’ten açılıp yarım saat ilerlediğinizde muhteşem bir deniz sizi bekliyor. Burada yapacağınız bir mavi tur “ölmeden yapılacaklar listenizin” bir köşesinde mutlaka olmalı.

Göcek, koruma altında bir bölge olduğundan çok katlı binalara izin verilmiyor ama bu yasa lüks oteller ve siteler yapılmasına engel de olmuyor.

Bana göre Göcek’in içinde görecek çok fazla bir şey yok, o yüzden gezmek için değil ama kısa bir mola ya da günübirlik veya uzun süreli mavi turlar için uğrayabileceğiniz yerlerden bir olarak düşünebilirsiniz burayı.

Fethiye’de neler yapılır?

  • Deneyimlerin en şahanesi bana göre yamaç paraşütü. Dünyada böyle güzel bir manzara üzerinde uçabileceğiniz nadir yerlerden biri. Detaylı bilgiyi FETHİYE’DE YAMAÇ PARAŞÜTÜ DENEYİMİyazımdan öğrenebilirsiniz. 
  • Likya Yolu’nu yürüyün. En azından bir etabını. Başlangıç noktası zaten Ölüdeniz sırtlarında.
  • Bölgede her koy öylesine güzel ki, bunları büyük kısmını kapsayan turlara katılabilirsiniz. Mesela 12 Adalar Tur, Kelebekler Koyu Turu gibi.
  • Antik kentleri dolaşın.
  • Ölüdeniz’e ve Belcekız sahiline mutlaka gidin. 
  • Benim bölgede favorim Faralya ama oraya kadar gitmişken Kabak Koyu’na da uğrayın.
  • Saklıkent’te kanyon yürüyüşü yapın.
  • Dalaman Çayı’nda rafting yapın.
  • Göcek’te tekne turu yapmadan dönmeyin. 
  • Buralara kadar gelmişseniz bir saat kadar uzaktaki DALYAN’a da kesinlikle uğrayın.
Fethiye gezilecek yerler
Babadağ’dan yamaç paraşütü atlayışı

GEREKLİ BİLGİLER

Fethiye nerede?

Ege Bölgesi’nde Muğla iline bağlı ilçelerinden biri. Muğla’nın birbirinden güzel sahil kasabalarından biri olan Fethiye, kendi adıyla anılan Fethiye Körfezi’nde yer alıyor. Antalya, Burdur, Denizli ve Muğla’nın diğer ilçesi Dalaman ile komşu. 

Fethiye’ye ne zaman gidilir?

Akdeniz – Ege sınırında olan Fethiye bir sahil kasabası olduğundan iklimi de oldukça ılıman. O yüzden eğer sıcak bir yer arıyorsanız sezonu oldukça uzun sürüyor. Ama Fethiye sadece deniziyle değil doğası ve tarihi yerleriyle de oldukça ön planda olduğundan kültür ve doğa turlarını seviyorsanız her mevsim gidilebilecek yerler arasına koyabilirsiniz. 

Deniz tatili için nisan – ekim arası en güzel zaman. Eğer Likya Yolu’nu yürümek istiyorsanız mart – nisan ya da ekim – kasım aylarına kadar uzatabilirsiniz yürüyüşlerinizi. 

Fethiye’de ne kadar kalınır?

Bu cevaplaması en zor sorulardan biri. Görülecek yerleri ve muhteşem deniziyle gezmelere doyamayacağınız yerlerden. Özellikle uzaklardan geliyorsanız bir haftalık bir yaz tatili programını fazlasıyla hak ediyor. Kısa bir program yapmak isterseniz en az 4 gününüzü buraya ayırabilirsiniz. 

Fethiye’de nerede konaklanır?

Bir turizm cennetinden bahsediyorsak burada sıkıntısını çekmeyeceğiniz şeylerin başında konaklama geliyor. Türkiye’nin en lüks ve havalı tatil köyleri de her bütçeye her şarta uygun oteller de burada. Normal dönemde (pandemi dönemini dışında yani) yurtdışından da oldukça yoğun turist akınına uğradığından bütçenize uygun bir yer arıyorsanız erken rezervasyon yapmanız gerektiğini unutmayın. 

Fethiye çok farklı tatil fırsatları sunduğundan oldukça popüler bir yaz tatili rotası…  Bu yüzden dediğim gibi çok farklı bütçelere uygun pansiyonlar, kamp alanları, her şey dahil tatil köyleri, bungalovlar ve glampingler bulabiliyorsunuz. Kalabalık sevenler için de bir yerler var kendiyle baş başa kalmak isteyenler için sakin köşeler de. Mesela Faralya son dönemde özellikle balayı çiftlerinin tercih ettiği yerler arasında. 

Fethiye’de ne yenir?

Akdeniz ve Ege mutfaklarının karışımı burada bulabiliyorsunuz. Çiriş otu yemeği, sılcan otur kavurması, leğen böreği, bulgurlu patlıcan, et kapama, ölemeç çorbası, Babadağ keşkeği, sarı ot kavurması ve tabi ki yöreden çıkan balıklar Fethiye’de bulabileceğiniz özel lezzetler. 

Fethiye’ye nasıl gidilir?

Fethiye’ye uçak ve karayolu ile gitme imkânınız var. Havayolunu tercih ederseniz en yakın havalimanı Dalaman Havalimanı. İstanbul’dan uçuş 1 saat 20 dakika kadar sürüyor. Fethiye’ye 45 kilometre uzaklıktaki havalimanından yol, yaklaşık 45 dakika kadar sürüyor. Dalaman Havalimanı bölgedeki birçok turistik beldeye hizmet veren büyük bir havalimanı, bu yüzden oldukça sık sefer bulabiliyorsunuz. 

Havalimanından Fethiye’ye Marmaris’e Havaş servisleri bulunuyor. Dilerseniz taksi de kullanabilirsiniz. Havaş sizi merkezdeki Fethiye Otogarı’na kadar bırakıyor. Buradan da diğer yerlere kalkan minibüslere aktarma yapabilirsiniz. 

Karayolu tercih ederseniz İstanbul’dan neredeyse 800 kilometre…  Kendi aracınızla giderseniz; 

Bursa – Eskişehir – Isparta üzerinden gelirseniz 777 km yol yaklaşık 10 saat kadar sürüyor. 

Bursa – İzmir – Aydın – Marmaris üzerinden gelirseniz 793 km yol yaklaşık 9 saat kadar sürüyor. 

Ankara – Isparta 630 km yol yaklaşık 8 saat kadar sürüyor. 

Antalya – Fethiye arası 198 km yol yaklaşık 2,5 – 3 saat kadar sürüyor.

Otobüsle gitmek isterseniz yine birçok firmanın Fethiye seferleri bulunuyor. Ancak yol 13 – 14 saate kadar çıkabiliyor. Ankara’dansa 8 ila 11 saat arasında değişen seferler bulunuyor. 

Yaz tatili için alternatif arıyorsanız ANTALYA GEZİLECEK YERLER ve DALYAN GEZİLECEK YERLER yazılarıma göz atabilirsiniz.

Daha fazla fotoğraf ve güncel gezileri kaçırmamak için instagram sayfamı takip etmeyi unutmayın: Figen Kokol

Yorum Yaz

Save