Yeşile, bahçeye meraklı olunca çiçeksiz bir yaşam düşünülemez oluyor. Ev, oda, balkon ve bahçe çiçeklerle dolu… Her gün yeni birini görüp hayranlık duymadan, her hafta yeni bir tane almadan geçmiyor durum benim cephede… Bazıları rengiyle, bazıları şekliyle bazıları da en çok kokusuyla beni baştan çıkartıyor açıkçası… Herkesi çocukluğuna götüren bazı kokular vardır ya, benimkisi hanımeli ve leylak… Bahçede bir de en çok ıhlamur kokardı. Herkesin de eminim onu çocukluğuna götüren bir kokusu vardır. Sizinkini bilemiyorum ama ben en güzel kokan çiçekler listemi bu yazıda bir araya getirdim. 

BENİM YEŞİL HİKAYEM’i anlattığım şöyle bir yazı da var blogda. Belki göz atmak istersiniz. 

Burada listelediğim en güzel kokulu çiçekler benim favorilerim her zamanki gibi… Sümbül, gül, müge, frezya gibi ayırmakta zorluk çektiğim çiçekler de var ama sanırım onlar başka bir yazının konusu olacak. Buradakiler boyutlarıyla, yoğunluklarıyla benin gönlümde biraz daha ağırlık yapanlar. 

BENİM İÇİN EN GÜZEL KOKAN ÇİÇEKLER

Manolya

Bu ağaca olan sevgim öyle sözlerle anlatılacak gibi değil. Güzel kokusuyla baş döndürse de ben aslında en çok görüntüsüne ve rengine hayranım. Yıllanmış, iyi bakılmış bir manolya ağacını çiçekleri açtığında gördüğünüzde bana hak vereceksiniz buna eminim. 

Güzel kokan çiçekler
Bebek’teki ünlü manolya ağacı

Ben önceleri sadece beyaz ve kocaman çiçekli olanı bilirdim. Şimdilerde daha çok hayran olduğum çeşidi Saucer Magnolia. Manolyaların benim gibi seveni çok fazla. Avrupa’da ABD’de en çok tercih edilen ağaç türü de manolyaymış. Hatta Mississippi o kadar seviyormuş ki kendisini resmi çiçeği olarak ilan etmiş. Manolya deyince aklınıza birkaç çeşidi gelebilir ama aslında birkaç değil, Dünya Manolya Derneği‘ne göre 240’dan fazla çeşidi var. Bunların bir kısmı türlerin birleştirilmesi ile üretilenler. 

Anavatanı Asya olan manolyanın ikinci merkezi ise Kuzey ve Orta Amerika, 20 milyon yıl öncesinden fosillerine rastlanan manolya ailesi doğadan alınarak ehlileştirilen ilk bitkilerden. Özellikle Doğu felsefesinde önemli bir yere sahip. İsmini ise Fransız botanikçi Pierre Magnol’dan almış. 

Bir ağaç olan manolyaları iki ana türe ayırabiliriz; yaprak dökmeden her mevsim yeşil kalanlar ve diğeri ise yaprak dökenler… Yaprak dökmeyenlerden en bilineni Magnolia grandiflora; dev, beyaz, muhteşem çiçeklere sahip. Yaprak dökenin en bilineni ise yukarıda da dediğim gibi Saucer Magnolia olan. Bu tür mart başında daha yaprak açmadan pembemsi-morumsu renkli çiçeklerini açmaya başlıyor. Tüm ağaç çiçeklerle kaplanarak hem gözlere hem burunlara adeta bir şölen yaşatıyor. Sonra ağaç çiçekleri dökerken yapraklanıyor ve sonbaharda ise yapraklarını döküyor. 

manolya
Manolya ağacı

Burada ağırlıklı olarak bahsedeceğim en sevdiğim tür olan Magnolia saucer. Botanikteki ismi Magnolia soulangiana, anavatanı ise Çin… Geçirgenliği fazla, nemli toprakları ve güneşli alanları seviyor. Yarı gölgede de yaşayabilen bu türlerin boyları 6 – 8 metreleri bulabiliyor. Güneye bakan ve kuvvetli rüzgâr almayan bir yer olursa keyfine diyecek olmuyor. 

Şekil vermek için zaman zaman budanmayı ve yılda bir kere de gübrelenmeyi seviyor. Ancak gübreyi toprağa karıştırmak yerine toprağın üzerine sermeniz daha iyi olur. 

Son olarak çoğaltmak için yaz aylarında dalından budak alarak fide yapmak mümkün ama başarı şansı yarı yarıya… Budama zamanı ise çiçek açtıktan sonraki dönem.

Mor Salkım 

Mor salkım baharın ilk açanlarından… Her bahar daha yaprakları açmadan patlayan çiçekleri öyle muhteşem kokuyor ki, bazen insan nefes alamaz hale geliyor. Büyümesi için gözlerinin içine baktığım benim mor salkımım da artık haylice gelişmiş durumda… 

Wisteria
Mor salkım

Aslında bir sarmaşık olan mor salkımın ismi Türkçe’de Çin mor salkımı olarak da geçiyor. Botanikteki ismi ise Wisteria Sinensis. Amerika kökenli mor salkımlar da mevcut… Asya ve Amerika mor salkımları arasındaki fark ise Asya salkımının biraz daha yoğun sarmaşık olması. Çiçeklerinde de ufak farklılıklar bulunuyor.

Baklagillerden bir sarmaşık olan mor salkım uzun ömürlü bir bitki. İyi koşullarda 70 – 80 yıl yaşayabiliyor ve 20 metreye kadar uzayabiliyor. Eğer bir çardağınız kameriyeniz varsa sardırmak için en güzel seçenek. Çiçeklerini döktükten sonra yeşillenen ağaç sonbahar sonuna kadar da yeşil kalıyor, bazı türleri yaz aylarında da açmaya devam ediyor. Çiçeklenme dönemi nisan başları… 

Mor salkımı normal şartlarda tohumdan yetiştirmek mümkün ama belirli bir boyuta gelmesi biraz vakit alabiliyor. O yüzden en kolayı fide olarak alıp büyümesini beklemek. 3-4 yıl içerisinde güzel bir boya ulaşıyor. Mor salkım bol güneş isteyen bir çiçek, yarı güneşte çok iştahlı çiçek açmayabilir. Toprak konusunda çok seçici değil ama drenajı iyi olur ve bahar ayında gübrelenirse mutlu oluyor. Sulama konusunda zor şartlara dayanabiliyor ama susuz bırakmamak da fayda var. 

Güçlü bir sarmaşık olduğundan diğer bitkilerin yanına çok yakın ekilmemesi hatta mümkünse evden uzak bir yere ekilmesi tavsiye ediliyor. Düzenli budamazsanız kendi kafasına göre şekil alabiliyor. Yanına diktiğiniz bitkileri dallarıyla kaplayıp belki de boğabiliyor. Biz bir dönem gözden kaçırınca nar ağacımızla iç içe bir hal aldı. Kurtarmaksa artık oldukça zor. 

Japonların da mor salkım (Japanese wisteria – Wisteria floribunda) aşkı çok büyük. Özel mor salkım bahçeleri oluşturuyorlar, tapınak bahçelerinde ve parklarda çokça kullanıyorlar. Bazı türleri var ki çiçeklerinin 1 metreyi aşan boyları olabiliyor. 

Mor salkım
Mor salkım

Leylak

Çocukluğumu en çok hatırlatan çiçekler leylak ve hanımeli. O zamanlar bahçedeki 2-3 leylak ağacı her bahar mis gibi kokar, kokusu tüm bahçeyi kaplardı. Şimdi biri beyaz, biri mor iki ağacımız kaldı maalesef. Rengiyle, kokusuyla nisan ayının en vaz geçilmezlerinden biridir benim için…

Leylak
Leylak ağacı

Leylağın botanikteki ismi Syringa Vulgaris… Öyle hoş ve özel bir rengi var ki, o renkte onun ismi ile anılıyor. Tabi, kokusu da öylesine unutulmaz. Ağaçsı ya da funda/çalı diyebileceğimiz bir yapısı var. Soğuk iklimlere dayanıklı. Hatta -20’lere kadar dayanabiliyor. Yani öyle nazlı çiçeklerden değil. 

3 – 4 metre yüksekliğe erişebilen leylaklar güneşli bölgeleri tercih ediyorlar. Çiçeklerinin açık, koyu, alacalı, mor, beyaz renkli olanların yanı sıra bu renklerin yalın kat ve katmerli olan bir sürü çeşidi var. Bilinen 100 kadar türü varmış. Kışın yapraklarını döküp baharda yeniden yeşeriyorlar.

Leylak
Beyaz leylak

Ana vatanı güneydoğu Asya olarak biliniyor. Drenajı iyi toprakları seviyorlar ve suyu sevmelerine rağmen çok nemli toprakları tercih etmiyorlar. 

Leylaklar yanlardan sürgün vererek çoğalmayı seviyorlar. O yüzden çoğaltmak için en iyi yöntem bu filizleri kökleriyle ayırarak dikmek. Ama bahar aylarında dallarından budak alarak çoğaltma şansını da deneyebilirsiniz. Tabi, tohumundan çoğaltmak da mümkün ama genelde pek uzun sürdüğünden tercih edilmiyor. 

Filbahri

Yine baharın en güzel kokularından biri. Filbahri açmışsa artık bahar iyicene gelmiş demektir bana göre. Önce yemyeşil yaprakları sonra tomurcuklardan beyaz-sarı çiçekleri açar. Koca filbahrinin tamamı açtığında da bahçede kokudan durulmaz. 

Bir funda/çalı türü olan filbahri, Hydrangeaceae familyasından… Latince adı Philadelphus, İngilizcesi ise “mock orange” olarak geçiyor. Yani “yalancı portakal” … Belki bu yüzden midir bilmiyorum limonla pek alakası olmasa da eskiden limon çiçeği de denirmiş kendisine. 

Güzel kokan çiçekler
Filbahri

Filbahrinin de birçok türü var. Yetiştirmesi kolay, nazlı olmayan çiçek türlerinden. Çok toprak seçmiyor, birkaç saat güneşle yetinebiliyor. Sadece çok sulak (bataklık gibi) topraklardan kaçınmak gerekiyor. İnce uzun dallar üzerinde açan çiçeklerin kendisi beyaz, ortası ise sarı… Boyu 2 – 3 metreleri bulabiliyor. 

Filbahri biraz arsız diyebileceğim, çok kolay üreyen çiçeklerden olduğundan eğer kendi başına bırakırsanız her yeri kaplayabilir. O yüzden çoğalmasını istemiyorsanız iyice budanması gerekiyor. Budama için en iyi zamansa çiçeklerini açtıktan sonraki dönem. Budarken de eskileri keserek yeni filizlere yer açmak gerekiyor.

Filbahriyi çoğaltması ise çok kolay. Neredeyse her kestiğiniz dalı daldırdığınızda tutturma şansınız yüzde 100’e yakın. Önce küçük bir kapta fideleyip, biraz gölgede ve güzel sulamayla başarılı sonuçlar alabilirsiniz. Sürgünleri çıkartarak da çoğaltmak mümkün… 

Yasemin

Yaz aylarının kokusu yasemin, beyaz rengiyle saflığın, duruluğun ve masumiyetin kokusu olarak görülen çiçeklerden biri. Güzel kokusunu sanırım herkes bilir, kendisini de neredeyse herkes tanır. Yasemin bana hep İtalya’yı hatırlatır. Eğer yaz aylarında gittiyseniz neredeyse her evin bahçesinde, duvarında ya da balkonunda bir yasemin görürsünüz mutlaka…

Yasemin
Yasemin

Anavatanı Himalayalar olarak biliniyor. Beyaz rengi yaygınsa da sarı rengi de var. Yaygın olarak bilinen türü, yeşil parlak yapraklarını yıl boyunca koruyor. Mayıs sonu, haziran gibi çiçeklerini açmaya başlıyor. Güneşi çok seviyor ama hafif gölgeye de hayır demiyor. 

Yaseminin 200 türü olduğu biliniyor. Drenajı iyi toprakları seviyor ve 2 – 4 saat güneş alması çok önemli. Yetiştirirken biraz ilgi istiyor ama çiçeklerini açtığında tüm zahmetlerinize değiyor açıkçası. Sarmaşık türü olduğundan ya sardıracak bir şeyin yanına dikmek ya da büyürken bir şeyle desteklemek gerekiyor. Bahar ayları, yeni sürgünler verdiği dönem gübrelemek için en iyi dönem. 

Yasemini budamak için en uygun zaman çiçek açtıktan sonrası. Zayıf güçsüz dalları kesip, açmış çiçekleri temizlenmesi iyi olur. Eğer saksıda yetiştiriyorsanız çok soğuklarda toprağa yakın kısımlarını sararak koruma altına almanızı tavsiye ederim. 

Yasemin
Yasemin

Çoğaltmak için en iyi zamansa hazirandan kasım ayına kadar olan dönem. Dallarından alacağınız filizleri toprağa daldırarak çoğaltmayı deneyebilirsiniz. Ben özellikle böyle çiçek daldırdığım zamanlarda ya üzerine şeffaf bir plastik şişe geçiriyorum ya da saksının üzerini streç film ile kaplıyorum. Sera etkisi yaratarak genellikle de başarılı oluyorum. 

Hanımeli

Biraz önce dediğim gibi çocukluğumun çiçeklerinden bir diğeri hanımeli… Evin yanından çatıya kadar tırmanan, balkona her çıktığımda buram buram kokan hanımeli narin görünümü ve güzel kokusuyla benim için özel çiçeklerden biridir. Türkiye’de çok yaygın olduğundan sanırım herkesin çocukluk anılarında bir parça hanımeli mutlaka vardır. Nazım Hikmet de çok sevilen şiirinde hanımelinden bahseder… 

O mavi gözlü bir devdi. 

Minnacık bir kadını sevdi.

Kadının hayali minnacık bir evdi,

Bahçesinde ebruliii

Hanımeli

Açan bir ev.

….

Hanımeli, Caprifoliaceae familyasından geliyor ve neredeyse her yerde yetişiyor. Latincesi Lonicera, İngilizecesi ise Honeysuckle… O da nazlı olmayan bitkiler familyasından 🙂 Sarmaşık türü olduğundan duvar kenarlarında, çardaklarda, evlerin yanında daha çok tercih ediliyor. Çalı türü olan ve çok uzamayan türleri de mevcut. Aslında 200 kadar çeşidi var; bunların 100 kadarı Çin’de, 20 kadarı Kuzey Amerika’da… 

Çiçekten gelen koku “tatlı” bir koku olduğundan birçok hayvanı da cezbediyor. Kelebekler, arılar, hatta bazı türlerine sinekkuşları bile geliyor. Çiçeklerin bazıları bala benzer tatlı bir sıvı salgılıyor. Çocukluğumda hatırlıyorum biz de bu çiçeklerini koparır koparır balını emmeye çalışırdık. 

Hanımeli
Hanımeli

Drenajı iyi, zengin toprakları seviyor. Bol güneş istiyor. Yarı gölgede yetişiyor ama o zaman da çiçeklerini çok iştahlı açmıyor. Sarmaşık olduğundan sarılabileceği bir şeylere yakın dikmek ve filizleri bağlayarak yönlendirmek gerekiyor. Çok soğuklara dayanabiliyor ama özelikle büyüme aşamasında çok soğuk yerdeyseniz toprağa yakın bölümünü koruma altına almak iyi gelebilir. 

En yaygın rengi sarı beyaz olanı. En bilinen türleri arasında da şunları sayabiliriz: Japon Hanımelisi (Lonicera japonica), Keçikulağı Hanımeli (Lonicera caprifolium), Orman Hanımelisi (Lonicera periclymenum), Sarı Hanımeli (Lonicera x tellmanniana), Tatar Hanımelisi (Lonicera tatarica) …

Çoğaltmak için en uygun zaman bahar ayları… Yine dallarından daldırma, sürgünlerini dikme ve tohumlarından çoğaltma yöntemlerini deneyebilirsiniz.  

Güzel kokan çiçekler
Leylak

Peki, sizin güzel kokan çiçekler listenizde hangileri var? Siz de favorilerinizi yorum kısmına eklerseniz çok sevinirim.

Yaban çiçekleriyle ilgileniyorsanız KARADENİZ’İN BİNBİR ÇİÇEĞİ yazıma da bir bakın derim… 

Seyahat etmeyi seviyorsanız güncel gezilerim ve fotoğraflarım için instagram sayfamı takip etmeyi unutmayın: Figen Kokol

Güzel kokularınız hiç eksik olmasın… 

Yorum Yaz

Save